Miyom belirtileri; miyomun rahimde bulunduğu bölgeye, büyüklüğüne, sayısına ve çevre dokular üzerinde oluşturduğu baskıya göre değişebilir. Bazı miyomlar hiçbir şikâyete neden olmazken bazı kişilerde yoğun veya uzun süren adet kanaması, kasık ağrısı, karında baskı ve dolgunluk hissi, sık idrara çıkma ya da bağırsak alışkanlıklarında değişiklik gibi belirtiler görülebilir. Bu nedenle yalnızca belirtilere bakılarak miyom tanısı konulamaz; şikâyetlerin değerlendirilmesi ve gerekli durumlarda görüntüleme yöntemlerinden yararlanılması gerekir.

Miyom Belirtileri Nelerdir?
Miyomlar rahmin düz kas ve bağ dokusundan gelişen, çoğunlukla iyi huylu oluşumlardır. Her miyom belirti vermez. Belirti ortaya çıktığında ise şikâyetlerin türü ve şiddeti kişiden kişiye farklılık gösterebilir. Özellikle rahim boşluğuna yakın yerleşen miyomlarda adet kanamalarındaki değişiklikler daha ön planda olabilirken, rahmin dış yüzeyine doğru büyüyen büyük miyomlarda çevre organlara baskı nedeniyle farklı yakınmalar görülebilir.
Miyomlarda sık karşılaşılan belirtilerden biri adet kanamalarının normalden daha yoğun veya uzun sürmesidir. Bazı kişilerde adet sırasında büyük pıhtılar görülebilir ve kanama süresinin uzaması günlük yaşamı etkileyebilir. Uzun süre devam eden yoğun kan kaybı zaman içerisinde demir eksikliği ve kansızlığa yol açabilir. Kansızlık geliştiğinde halsizlik, çabuk yorulma, baş dönmesi, nefes darlığı veya çarpıntı gibi ek şikâyetler ortaya çıkabilir.
Miyomlarda görülebilecek başlıca belirtiler şunlardır:
- Adet kanamalarının normalden daha yoğun olması,
- Adet süresinin uzaması,
- Adet dönemleri arasında lekelenme veya düzensiz kanama,
- Alt karın ve kasık bölgesinde ağrı veya baskı hissi,
- Karında dolgunluk, şişkinlik veya büyüme hissi,
- Bel ve sırt bölgesine yayılan ağrı,
- Sık idrara çıkma,
- Mesanenin tam boşalmadığı hissi,
- Kabızlık veya dışkılama sırasında zorlanma,
- Cinsel ilişki sırasında ağrı veya rahatsızlık hissi,
- Yoğun kanamaya bağlı kansızlık belirtileri.
Miyomun mesaneye doğru büyümesi halinde mesane kapasitesi üzerinde baskı oluşabilir. Bunun sonucunda kişi normalden daha sık idrara çıkma ihtiyacı hissedebilir. Büyük miyomların bağırsaklara baskı yapması ise kabızlık veya dışkılama sırasında zorlanmaya neden olabilir. Bu tür belirtilerin her zaman miyomdan kaynaklanmadığı unutulmamalıdır. İdrar yolu hastalıkları, bağırsak sorunları veya farklı jinekolojik hastalıklar da benzer yakınmalara neden olabilir.
Kasık ve pelvik bölgede hissedilen ağrı da miyomların oluşturabileceği yakınmalardan biridir. Ağrı bazı kişilerde sürekli bir baskı veya ağırlık şeklinde tarif edilirken bazı kişilerde özellikle adet döneminde daha belirgin hale gelebilir. Çok büyük miyomlarda karın çevresinde gözle fark edilebilen bir büyüme de oluşabilir.
Miyom belirtileri; miyomun büyüklüğüne, sayısına ve rahimdeki yerleşimine göre değişebilir. Yoğun ve uzun süren adet kanaması, kasık ağrısı, karında baskı hissi, sık idrara çıkma ve bazı hastalarda kansızlık görülebilir. Miyomların genel yapısı ve türleri hakkında daha ayrıntılı bilgi için miyom nedir? sayfasını, tedavi gerektiren durumlarda uygulanabilecek yöntemler için ise miyom tedavisi içeriğini inceleyebilirsiniz.
Belirtilerin günlük yaşamı belirgin şekilde etkilemesi, yoğun kanamaya bağlı kansızlık gelişmesi veya miyomun çevre organlara baskı oluşturması halinde cerrahi seçenekler gündeme gelebilir. Bu durumda miyom ameliyatı hakkında genel bilgi edinilebilir; uygun hastalarda kapalı miyom ameliyatı, açık miyom ameliyatı veya histeroskopik miyom ameliyatı değerlendirilebilir. Kayseri’de muayene ve tedavi planlama süreci için Kayseri’de miyom tedavisi sayfasını inceleyebilirsiniz.
Miyom Belirtileri Ne Zaman Ciddiye Alınmalıdır?
Miyoma bağlı olduğu düşünülen her belirti acil bir sağlık sorunu anlamına gelmez. Ancak şikâyetlerin şiddetlenmesi, kişinin günlük yaşamını belirgin şekilde etkilemesi veya daha önce bulunmayan yeni belirtilerin ortaya çıkması halinde değerlendirme yapılması önemlidir.
Özellikle adet kanamasının çok yoğun olması veya uzun sürmesi dikkate alınmalıdır. Sık ped değiştirme ihtiyacı, büyük kan pıhtıları, geceleri kanama nedeniyle uyanma veya kanamanın kişinin iş ve sosyal yaşamını aksatacak düzeye ulaşması durumunda kan kaybının miktarı değerlendirilmelidir. Uzun süreli kanama demir eksikliği anemisine yol açabileceğinden gerekirse kan tetkikleri yapılabilir.
Aşağıdaki durumlarda kadın hastalıkları ve doğum değerlendirmesi gerekebilir:
- Adet kanamasının önceki dönemlere göre belirgin biçimde artması,
- Kanamanın normalden daha uzun sürmesi,
- Adet dönemleri dışında tekrarlayan kanama veya lekelenme görülmesi,
- Kasık veya alt karın ağrısının sürekli hale gelmesi,
- Karında giderek artan büyüme veya şişkinlik hissi oluşması,
- Sık idrara çıkma veya idrar yapmada güçlük yaşanması,
- Kabızlık gibi basıya bağlı bağırsak şikâyetlerinin belirginleşmesi,
- Kansızlığa bağlı belirgin halsizlik, baş dönmesi veya çarpıntı görülmesi,
- Daha önce bilinen bir miyomun takiplerde büyüdüğünün görülmesi.
Şiddetli vajinal kanama, ani başlayan çok güçlü pelvik ağrı, bayılma hissi veya ciddi halsizlik gibi durumlarda ise daha hızlı tıbbi değerlendirme gerekebilir. Mayo Clinic, geçmeyen pelvik ağrı, yoğun ya da ağrılı adetler ve ani şiddetli kanama gibi belirtilerin değerlendirilmesini önermektedir.
Özellikle menopoz sonrasında ortaya çıkan yeni vajinal kanamanın yalnızca daha önceden bilinen bir miyoma bağlanmaması gerekir. Menopoz sonrası kanamanın farklı nedenleri olabileceği için rahim ve rahim iç tabakasının ayrıca değerlendirilmesi gerekebilir.
Belirtiler Miyomun Boyutuna ve Yerleşimine Göre Değişir mi?
Evet. Miyomların oluşturduğu belirtiler yalnızca büyüklüklerine değil, rahimde hangi bölgede geliştiklerine de bağlıdır. Küçük bir miyom rahim boşluğuna doğru yerleşmişse belirgin kanama şikâyetlerine neden olabilirken, rahmin dışına doğru büyüyen daha büyük bir miyom adet düzenini çok fazla etkilemeden mesane veya bağırsak üzerinde baskı oluşturabilir.
Miyomlar yerleşim bölgelerine göre genel olarak rahim duvarının içerisinde, rahim boşluğuna doğru veya rahmin dış yüzeyine doğru büyüyebilir. Ayrıca bazı miyomlar saplı şekilde gelişebilir.
| Miyomun Yerleşimi | Daha Sık Görülebilecek Yakınmalar |
|---|---|
| Rahim boşluğuna doğru gelişen miyomlar | Yoğun adet kanaması, uzun süren kanama ve bazı kişilerde üreme ile ilgili sorunlar görülebilir. |
| Rahim kas tabakası içinde gelişen miyomlar | Adet kanamasında artış, kasık ağrısı, rahimde büyüme ve basınç hissi görülebilir. |
| Rahmin dış yüzeyine doğru gelişen miyomlar | Mesane veya bağırsak üzerinde baskı, sık idrara çıkma, kabızlık ve karında dolgunluk hissi daha belirgin olabilir. |
| Büyük veya çok sayıda miyom | Karın çevresinde büyüme, pelvik baskı, ağrı ve çevre organlarda basıya bağlı şikâyetler görülebilir. |
Miyom büyüklüğü de belirtilerin ortaya çıkmasında önemlidir. Çok küçük miyomlar hiçbir yakınmaya neden olmadan yıllarca varlığını sürdürebilir. Miyom büyüdükçe rahmin toplam hacmi artabilir ve kişinin alt karın bölgesinde dolgunluk veya ağırlık hissetmesine neden olabilir. Büyük miyomlar mesaneye baskı yaptığında sık idrara çıkma, bağırsaklara baskı yaptığında ise kabızlık görülebilir.
Bununla birlikte “miyom ne kadar büyükse belirti o kadar ağır olur” şeklinde kesin bir kural yoktur. Miyomun rahim boşluğuna yakınlığı, sayısı ve kişinin anatomik özellikleri de şikâyetlerin düzeyini etkileyebilir. Bu nedenle tedavi planında yalnızca santimetre cinsinden miyom ölçümüne bakılmaz.
Her Miyom Belirti Verir mi?
Hayır. Miyomların önemli bir bölümü hiçbir belirti oluşturmayabilir. Kişi yıllarca miyomu olduğunu bilmeden günlük yaşamına devam edebilir ve miyom rutin jinekolojik muayene, ultrason veya başka bir nedenle yapılan görüntüleme sırasında tesadüfen tespit edilebilir. NHS ve Mayo Clinic kaynakları da miyomların her zaman belirti oluşturmadığını belirtmektedir.
Belirti vermeyen miyomlarda çoğu zaman yalnızca miyomun varlığı tedavi başlanması için yeterli değildir. Miyomun büyüklüğü, rahimdeki konumu, kişinin yaşı, adet düzeni ve zaman içerisinde boyut değişikliği gösterip göstermediği birlikte değerlendirilir.
Örneğin küçük ve rahim boşluğundan uzak bir miyom uzun süre herhangi bir şikâyete yol açmayabilir. Buna karşılık daha küçük olmasına rağmen rahim boşluğunu etkileyen başka bir miyom yoğun adet kanamasına neden olabilir. Dolayısıyla miyomun belirti oluşturup oluşturmayacağını belirleyen tek faktör boyut değildir.
Belirti vermeyen miyomların takip edilip edilmeyeceğine kişinin klinik özelliklerine göre karar verilir. Takip sırasında gerekli görülürse ultrason ile miyomun büyüklüğü ve rahimde oluşturduğu değişiklikler karşılaştırılabilir. Özellikle daha önce belirti vermeyen bir miyomla birlikte yeni kanama, ağrı veya bası şikâyetlerinin başlaması durumunda yeniden değerlendirme yapılabilir.
Tanı Sürecinde Miyom İçin Hangi Tetkikler Yapılır?
Miyom tanısında ilk basamak genellikle kişinin şikâyetlerinin ayrıntılı olarak değerlendirilmesidir. Adet kanamasının süresi ve miktarı, ara kanama olup olmadığı, kasık ağrısı, idrar veya bağırsak şikâyetleri ve belirtilerin ne zamandan beri devam ettiği sorgulanabilir.
Jinekolojik muayene sırasında rahmin normalden büyük veya düzensiz bir yapıda olduğu fark edilebilir. Ancak miyomların sayısı, büyüklüğü ve konumu hakkında daha ayrıntılı bilgi için görüntüleme yöntemlerinden yararlanılır.
Ultrasonografi: Miyom değerlendirmesinde en sık kullanılan görüntüleme yöntemlerinden biridir. Karından veya vajinal yoldan ultrason yapılabilir. Ultrason sayesinde rahmin yapısı, miyomların yaklaşık büyüklüğü, sayısı ve bulunduğu bölge değerlendirilebilir. Fibroid tanısında ultrasonun temel görüntüleme yöntemlerinden biri olduğu çeşitli klinik kaynaklarda belirtilmektedir.
Manyetik rezonans görüntüleme (MR): Her hastada gerekli değildir. Miyomların çok sayıda olduğu, rahmin oldukça büyüdüğü, cerrahi veya girişimsel tedavi planlamasının gerektiği ya da ultrason bulgularının yeterince açıklayıcı olmadığı bazı durumlarda daha ayrıntılı görüntüleme sağlayabilir.
Kan tetkikleri: Yoğun veya uzun süreli adet kanaması bulunan kişilerde hemoglobin ve demir düzeylerinin değerlendirilmesi gerekebilir. Böylece kan kaybına bağlı kansızlık olup olmadığı araştırılabilir. Kanama düzensizliğinin başka nedenlerden kaynaklanabileceği düşünülüyorsa hekimin değerlendirmesine göre farklı laboratuvar testleri de istenebilir.
Rahim boşluğunun değerlendirilmesi: Özellikle rahim boşluğuna doğru uzanan miyomlardan şüpheleniliyorsa ek yöntemler kullanılabilir. Bazı durumlarda rahim içine sıvı verilerek yapılan ultrason incelemeleri veya histeroskopi gibi yöntemlerle rahim boşluğu daha ayrıntılı değerlendirilebilir.
Tanı sürecindeki amaç yalnızca “miyom var mı?” sorusuna cevap vermek değildir. Aynı zamanda miyomun belirtilerin gerçek nedeni olup olmadığını belirlemek gerekir. Adenomyozis, endometrial polipler, yumurtalık kitleleri ve farklı jinekolojik durumlar bazı belirtiler açısından miyomlarla benzerlik gösterebilir. Bu nedenle tetkik seçimi kişinin yaşına, şikâyetlerine ve muayene bulgularına göre değişebilir.
Miyom Belirtilerinde Tedavi Kararı Neye Göre Verilir?
Miyom tespit edilen herkesin tedavi edilmesi gerekmez. Şikâyet oluşturmayan miyomlarda takip yeterli olabilir. Tedavi kararı verilirken asıl olarak belirtilerin günlük yaşamı ne ölçüde etkilediği, miyomun büyüklüğü ve yeri, kişinin yaşı, genel sağlık durumu ve gebelik planı gibi birçok faktör birlikte değerlendirilir. NHS de belirti oluşturmayan miyomlarda tedavinin her zaman gerekli olmadığını belirtmektedir.
Tedavi kararında değerlendirilen başlıca faktörler şunlardır:
- Adet kanamasının miktarı ve süresi,
- Kansızlık gelişip gelişmediği,
- Kasık ve pelvik ağrının şiddeti,
- Mesane veya bağırsak üzerinde bası bulunması,
- Miyomun büyüklüğü ve sayısı,
- Miyomun rahimdeki yerleşimi,
- Takiplerde büyüme gösterip göstermediği,
- Kişinin yaşı ve menopoz durumuna yakınlığı,
- Gebelik isteğinin bulunup bulunmadığı,
- Daha önce uygulanan tedavilere verilen yanıt,
- Kişinin genel sağlık durumu ve eşlik eden hastalıkları.
Hafif belirtilerde veya tedavi gerektirmeyen durumlarda takip tercih edilebilir. Şikâyetlerin özellikle yoğun adet kanaması veya ağrı şeklinde olduğu kişilerde belirtileri azaltmaya yönelik ilaç tedavileri değerlendirilebilir. Bazı ilaçlar kanama miktarını azaltmaya, bazıları ise hormonlar üzerinden miyomlara bağlı yakınmaları kontrol etmeye yardımcı olabilir. Bununla birlikte kullanılan ilaçların her hasta için uygun olmadığı ve ilaç seçiminin kişisel sağlık özelliklerine göre yapılması gerektiği unutulmamalıdır.
İlaç tedavisinin yeterli olmadığı, miyomların çok büyük olduğu, yoğun kanamanın devam ettiği veya çevre organlara belirgin baskı oluştuğu bazı durumlarda girişimsel ya da cerrahi seçenekler gündeme gelebilir. Miyomektomi ile yalnızca miyomların çıkarılması, rahim damarlarının embolizasyonu, radyofrekans ablasyon gibi yöntemler ve belirli durumlarda histerektomi farklı tedavi seçenekleri arasındadır. Hangi yöntemin uygun olduğu hastanın klinik durumuna göre belirlenir.
Özellikle gelecekte gebelik planlayan kişilerde tedavi seçiminin doğurganlık üzerindeki olası etkileri ayrıca değerlendirilir. Bu nedenle aynı büyüklük ve yerleşimde miyomu bulunan iki kişide farklı tedavi seçenekleri tercih edilebilir.
Sonuç olarak miyom tedavisinde tek başına miyomun büyüklüğüne veya sayısına göre karar verilmez. Miyomun kişide oluşturduğu belirtiler, yaşam kalitesi üzerindeki etkisi, kanama miktarı, ağrı, bası bulguları, yaş, gebelik planı ve görüntüleme sonuçları birlikte değerlendirilerek kişiye uygun takip veya tedavi yaklaşımı belirlenir.
Sorumluluk Reddi
Bu içerik yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Buradaki bilgiler tıbbi tanı, kişiye özel tedavi önerisi veya hekim muayenesinin yerine geçmez. Miyomların belirtileri, büyüklüğü, yerleşimi ve klinik seyri kişiden kişiye farklılık gösterebilir. Tanı ve tedavi planı hastanın şikâyetleri, muayene bulguları ve gerekli tetkik sonuçları birlikte değerlendirilerek hekim tarafından belirlenmelidir.
Yoğun veya kontrol edilemeyen vajinal kanama, ani ve şiddetli pelvik ağrı, bayılma hissi, belirgin halsizlik ya da mevcut şikâyetlerde hızlı kötüleşme olması halinde sağlık kuruluşuna başvurulması gerekir.