Miyom, rahmin kas ve bağ dokusundan gelişen, çoğunlukla iyi huylu bir oluşumdur. Tıbbi olarak leiomyom veya uterin fibroid olarak da adlandırılır. Miyomlar rahim duvarının içinde, rahmin dış yüzeyinde veya rahim boşluğuna doğru gelişebilir. Tek bir miyom bulunabileceği gibi aynı anda birden fazla miyom da görülebilir. Bazı miyomlar hiçbir belirti oluşturmazken bazıları yoğun veya uzun süren adet kanaması, kasık ağrısı, karında baskı ve dolgunluk hissi, sık idrara çıkma, kabızlık ve kansızlık gibi şikâyetlere neden olabilir. Miyomların büyüklüğü, sayısı ve rahimdeki yerleşimi belirtilerin ortaya çıkmasında önemli rol oynar.

Miyom Nasıl Oluşur?
Miyomlar rahmin kas tabakasındaki düz kas hücreleri ve bağ dokusundan gelişir. Ancak miyom oluşumunu başlatan kesin mekanizma günümüzde tam olarak açıklanmış değildir. Araştırmalar genetik özelliklerin, östrojen ve progesteron gibi hormonların ve hücre büyümesini etkileyen bazı biyolojik mekanizmaların birlikte rol oynayabileceğini göstermektedir.
Normal rahim kasındaki bir hücrenin zaman içerisinde farklı şekilde çoğalmaya başlamasıyla miyom dokusunun gelişebileceği düşünülmektedir. Bu hücrelerin çoğalmasıyla başlangıçta çok küçük olan oluşum zaman içerisinde büyüyerek ultrasonla görülebilen bir miyom haline gelebilir.
Miyomların hormonlara duyarlı olması oluşum ve büyüme süreçlerinin anlaşılmasında önemlidir. Miyomlar en sık üreme çağında görülür. Gebelik gibi hormonal değişikliklerin belirgin olduğu dönemlerde bazı miyomların boyutunda artış olabilir. Menopozdan sonra östrojen ve progesteron seviyelerinin azalmasıyla birlikte birçok miyom küçülme eğilimi gösterir. Ancak bu durum bütün miyomlarda aynı şekilde gerçekleşmez.
Miyom oluşumunu tek bir nedene bağlamak doğru değildir. Aynı yaşta ve benzer hormonal özelliklere sahip iki kişiden birinde çok sayıda miyom görülürken diğerinde hiç miyom bulunmayabilir. Bu farklılıkta genetik yatkınlık, aile öyküsü, yaş, vücut ağırlığı ve farklı bireysel özelliklerin etkili olabileceği düşünülmektedir.
Miyomlar rahmin kas dokusundan gelişen iyi huylu oluşumlardır ve her miyom aynı belirtiyi oluşturmaz. Miyomun büyüklüğü, sayısı ve rahimdeki yerleşimi hastada görülen şikâyetleri etkileyebilir. Yoğun adet kanaması, kasık ağrısı, karında baskı hissi veya sık idrara çıkma gibi yakınmalar hakkında daha ayrıntılı bilgi için miyom belirtileri sayfasını inceleyebilirsiniz. Tedavi gerektiren durumlarda uygulanabilecek yöntemler için ise miyom tedavisi içeriğine göz atabilirsiniz.
Miyomun hastada belirgin şikâyetlere yol açması veya takip sırasında tedavi gerektiren özellikler göstermesi halinde cerrahi seçenekler de değerlendirilebilir. Ameliyat sürecinin genel detayları için miyom ameliyatı sayfasını; cerrahi yönteme göre kapalı miyom ameliyatı, açık miyom ameliyatı ve histeroskopik miyom ameliyatı içeriklerini inceleyebilirsiniz. Kayseri’de değerlendirme ve kişiye özel tedavi planlama süreci hakkında bilgi için Kayseri’de miyom tedavisi sayfasına ulaşabilirsiniz.
Miyom Türleri Nelerdir?
Miyomlar genellikle rahimde bulundukları bölgeye göre sınıflandırılır. Miyomun yerleşimi yalnızca isimlendirme açısından değil, oluşturabileceği belirtiler ve uygulanabilecek tedavi yöntemleri açısından da önem taşır. Küçük bir miyom rahim boşluğuna doğru geliştiğinde yoğun kanamaya neden olabilirken, rahmin dışına doğru büyüyen daha büyük bir miyom daha çok mesane veya bağırsak üzerinde baskı oluşturabilir.
| Miyom Türü | Yerleşimi | Oluşturabileceği Sorunlar |
|---|---|---|
| İntramural Miyom | Rahmin kas duvarı içerisinde gelişir. | Yoğun adet kanaması, rahimde büyüme, kasık ağrısı ve basınç hissi oluşturabilir. |
| Submukozal Miyom | Rahim boşluğuna doğru büyür. | Özellikle yoğun veya uzun süren adet kanamasıyla ilişkili olabilir ve bazı durumlarda gebeliği etkileyebilir. |
| Subserozal Miyom | Rahmin dış yüzeyine doğru gelişir. | Büyüdüğünde mesane veya bağırsak gibi çevre organlara baskı yapabilir. |
| Saplı Miyom | Rahme ince veya kalın bir sapla bağlı olarak gelişebilir. | Bulunduğu bölgeye göre ağrı ve bası yakınmalarına neden olabilir. |
Bir kişide yalnızca tek tür miyom bulunması gerekmez. Rahmin farklı bölgelerinde aynı anda intramural, submukozal ve subserozal miyomlar görülebilir. Tedavi planlanırken her miyomun büyüklüğü, konumu ve oluşturduğu şikâyetler ayrı ayrı değerlendirilir.
Miyom Nerelerde Görülür?
Miyomlar esas olarak rahimde gelişir. Bununla birlikte rahim tek bir dokudan oluşmadığı için miyomların rahim içerisindeki konumu birbirinden farklı olabilir. Rahim boşluğunun hemen altında, rahmin kas tabakasının içerisinde veya rahmin dış yüzeyine yakın bölgelerde gelişebilirler.
Rahim boşluğuna yakın miyomların özellikle adet kanaması üzerinde etkisi daha belirgin olabilir. Rahim kası içerisindeki miyomlar rahmin genel boyutunun büyümesine yol açabilir. Dış yüzeye doğru büyüyen miyomlarda ise çevrede bulunan mesane, bağırsak ve diğer pelvik yapılara baskı ön plana çıkabilir.
Büyük subserozal miyomlar mesaneye doğru büyüdüğünde sık idrara çıkma veya mesanenin tam boşalmadığı hissi oluşturabilir. Bağırsaklara doğru büyüyen miyomlarda ise kabızlık ve dışkılama sırasında baskı hissi ortaya çıkabilir.
Miyomun nerede bulunduğunun belirlenmesi bu nedenle tanının önemli bir parçasıdır. Ultrason incelemesinde yalnızca “miyom var” şeklinde değerlendirme yapılmaz; miyomun hangi bölgede olduğu, çapı, rahim boşluğuyla ilişkisi ve mümkünse diğer miyomlarla birlikte dağılımı da incelenir.
Miyom Belirtileri Nelerdir?
Miyom belirtileri arasında yoğun veya uzun süren adet kanaması, adet döneminde artan ağrı, kasık ve alt karın bölgesinde baskı, karında dolgunluk veya büyüme hissi, sık idrara çıkma, kabızlık, bel ağrısı, cinsel ilişki sırasında rahatsızlık ve kan kaybına bağlı kansızlık görülebilir. Bununla birlikte her miyom belirti vermez ve bazı miyomlar rutin jinekolojik muayene veya ultrason sırasında tesadüfen tespit edilir.
Belirtilerin türü miyomun sayısı, büyüklüğü ve bulunduğu bölgeye göre değişebilir. Özellikle rahim boşluğunu etkileyen miyomlarda kanama şikâyetleri daha belirgin olabilir. Büyük ve dış yüzeye doğru büyüyen miyomlarda ise çevre organlara baskı sonucu farklı belirtiler gelişebilir.
Miyomlarda görülebilecek başlıca belirtiler şunlardır:
- Adet kanamasının normalden fazla olması,
- Adet kanamasının uzun sürmesi,
- Adet dönemlerinde yoğun kramp veya ağrı,
- Kasık ve alt karın bölgesinde basınç hissi,
- Karında şişkinlik veya dolgunluk,
- Sık idrara çıkma ihtiyacı,
- Mesanenin tam boşalmadığı hissi,
- Kabızlık veya bağırsaklarda bası hissi,
- Bel veya alt sırt ağrısı,
- Cinsel ilişki sırasında ağrı veya rahatsızlık,
- Uzun süreli kan kaybına bağlı demir eksikliği anemisi.
Yoğun adet kanaması uzun süre devam ettiğinde demir eksikliği ve kansızlık ortaya çıkabilir. Bunun sonucunda halsizlik, baş dönmesi, çabuk yorulma, çarpıntı ve nefes darlığı gibi şikâyetler gelişebilir.
Belirti bulunması tek başına miyom tanısı koymak için yeterli değildir. Adenomyozis, endometrial polip, yumurtalık kisti ve diğer jinekolojik durumlar benzer belirtiler oluşturabileceğinden şikâyetlerin nedeni uygun değerlendirme yöntemleriyle belirlenmelidir.
Miyom Neden Olur?
Miyomların kesin nedeni bilinmemektedir. Ancak mevcut bilgiler hormonal etkiler, genetik yatkınlık ve farklı bireysel risk faktörlerinin miyom oluşumu ve büyümesinde birlikte rol oynadığını göstermektedir. Özellikle östrojen ve progesteron hormonlarının miyom dokusu üzerinde etkili olduğu düşünülmektedir.
Miyomların üreme çağında daha sık görülmesi ve menopozdan sonra çoğunlukla küçülme eğilimi göstermesi hormonlarla olan ilişkiyi destekleyen önemli bulgulardan biridir. Ancak yalnızca hormon seviyelerine bakılarak kimde miyom gelişeceğini öngörmek mümkün değildir.
Genetik yatkınlık da önemli bir faktördür. Ailesinde miyom bulunan kişilerde miyom görülme riskinin daha yüksek olabileceği bilinmektedir. Bunun yanı sıra yaş, vücut ağırlığı ve bazı üreme özellikleri de miyom gelişme olasılığıyla ilişkilendirilmiştir.
Miyom gelişimiyle ilişkilendirilen faktörler arasında şunlar bulunabilir:
- Östrojen ve progesteron hormonlarının etkisi,
- Genetik yatkınlık,
- Ailede miyom öyküsü,
- Üreme çağında olmak,
- Yaşın ilerlemesi,
- Obezite veya yüksek vücut ağırlığı,
- Bazı metabolik ve üreme özellikleri.
Bu faktörlerden herhangi birinin bulunması kesin olarak miyom gelişeceği anlamına gelmez. Miyom oluşumu çok faktörlü bir süreçtir ve kişinin genetik ve biyolojik özellikleriyle birlikte değerlendirilmelidir.
Kist ile Miyom Arasındaki Fark Nedir?
Kist ve miyom günlük kullanımda zaman zaman birbirine karıştırılsa da aynı oluşum değildir. Miyom rahmin kas ve bağ dokusundan gelişen katı bir oluşumdur. Jinekolojide “kist” ifadesi ise çoğu zaman yumurtalıkta gelişen, içi sıvı veya farklı içeriklerle dolu olabilen oluşumları tanımlamak için kullanılır. Yumurtalık kistleri yumurtalıklarda gelişirken miyomlar rahim dokusundan kaynaklanır.
| Özellik | Miyom | Yumurtalık Kisti |
|---|---|---|
| Kaynaklandığı Bölge | Rahim | Genellikle yumurtalık |
| Yapısı | Kas ve bağ dokusundan oluşan katı yapı | Çoğunlukla sıvı içeren kese şeklinde yapı |
| Sık Görülen Belirtiler | Yoğun kanama, pelvik baskı, kasık ağrısı, sık idrara çıkma | Kasık ağrısı, şişkinlik, basınç hissi; birçok kist belirti vermeyebilir |
| Tanı | Genellikle ultrason ile değerlendirilir. | Genellikle ultrason ile değerlendirilir. |
| Seyir | Bazıları uzun yıllar kalabilir. | Özellikle fonksiyonel yumurtalık kistlerinin bir bölümü kendiliğinden kaybolabilir. |
Her iki durumda da kasık ağrısı, karında şişkinlik ve basınç gibi benzer yakınmalar bulunabileceği için yalnızca belirtilere dayanarak miyom ve kisti birbirinden ayırmak mümkün değildir. Ultrason bu ayrımda temel görüntüleme yöntemlerinden biridir.
Polip ile Miyom Arasındaki Fark Nedir?
Polip ile miyom da birbirinden farklı yapılardır. Miyom rahmin kas dokusundan gelişirken rahim polipleri, rahmin iç yüzeyini kaplayan endometrium tabakasındaki hücrelerin büyümesi sonucunda oluşur. Her ikisi de rahim içerisinde bulunabilir ve özellikle kanama düzensizlikleri açısından benzer şikâyetlere neden olabilir.
| Özellik | Miyom | Rahim Polipi |
|---|---|---|
| Kaynaklandığı Doku | Rahim kası ve bağ dokusu | Rahim iç tabakası yani endometrium |
| Yapı | Genellikle daha sert ve kas dokusu içeren oluşum | Rahim iç tabakasından gelişen daha yumuşak doku |
| Yerleşim | Rahim duvarında, rahim boşluğuna doğru veya dış yüzeyde gelişebilir. | Rahim iç boşluğunda gelişir. |
| Belirtiler | Yoğun kanama, ağrı, bası ve çevre organ şikâyetleri | Ara kanama, düzensiz kanama, yoğun adet ve menopoz sonrası kanama |
| Değerlendirme | Ultrason, gerektiğinde MR ve diğer yöntemler | Ultrason, salin infüzyon sonografisi veya histeroskopi kullanılabilir. |
Özellikle rahim boşluğuna uzanan submukozal miyomlar ile polipler bazı belirtiler açısından birbirine benzeyebilir. Ultrason, histerosonografi ve gerektiğinde histeroskopi rahim boşluğunun ayrıntılı değerlendirilmesine yardımcı olabilir.
Kimlerde Miyom Daha Sık Görülür?
Miyomlar en sık üreme çağında görülür. Yaş ilerledikçe menopoz öncesi döneme kadar miyom görülme olasılığı artabilir. Aile öyküsü ve obezite de miyom gelişimiyle ilişkilendirilen risk faktörleri arasındadır.
Miyom görülme olasılığının daha yüksek olabileceği gruplar arasında şunlar yer alır:
- Üreme çağındaki kişiler,
- Özellikle 30’lu ve 40’lı yaşlardakiler,
- Annesi veya kız kardeşinde miyom bulunan kişiler,
- Obezitesi bulunan kişiler,
- Bazı çalışmalarda hipertansiyonu bulunan kişiler,
- Bazı etnik gruplar.
Siyah kadınlarda miyomların daha sık görüldüğü ve daha erken yaşlarda ortaya çıkabildiği bildirilmiştir. Bunun altında genetik, çevresel, sosyal ve sağlık hizmetleriyle ilişkili farklı faktörlerin birlikte rol oynayabileceği düşünülmektedir.
Risk faktörü bulunması miyom gelişeceğini kesin olarak göstermez. Aynı şekilde belirgin risk faktörü bulunmayan bir kişide de miyom ortaya çıkabilir.
Tanı Sürecinde Miyom Nasıl Tespit Edilir?
Miyom tanısı kişinin şikâyetlerinin değerlendirilmesi, jinekolojik muayene ve görüntüleme yöntemlerinin birlikte kullanılmasıyla konulabilir. Bazı miyomlar herhangi bir belirti oluşturmadığı için rutin jinekolojik muayene veya başka bir nedenle yapılan ultrason sırasında tesadüfen saptanabilir.
Tanı sürecinde öncelikle adet kanamasının miktarı ve süresi, ara kanama olup olmadığı, kasık ağrısı, karında baskı, idrar ve bağırsak şikâyetleri gibi belirtiler sorgulanır. Jinekolojik muayenede rahmin normalden büyük veya düzensiz olduğu fark edilebilir.
Ultrasonografi miyomların değerlendirilmesinde temel görüntüleme yöntemlerinden biridir. Transvajinal veya abdominal ultrason ile miyomların büyüklüğü, sayısı ve rahimdeki konumu değerlendirilebilir.
Bazı durumlarda aşağıdaki incelemeler de kullanılabilir:
- Manyetik rezonans görüntüleme (MR): Özellikle çok sayıda veya büyük miyomlarda anatomiyi daha ayrıntılı değerlendirmek ve bazı tedavileri planlamak amacıyla kullanılabilir.
- Histerosonografi: Rahim içerisine sıvı verilerek rahim boşluğunun ultrason ile daha ayrıntılı incelenmesini sağlar.
- Histeroskopi: İnce bir kamera ile rahim boşluğunun doğrudan görüntülenmesine olanak verir.
- Kan testleri: Yoğun kanaması bulunan kişilerde kansızlık olup olmadığını değerlendirmek için tam kan sayımı yapılabilir.
Histeroskopi özellikle rahim boşluğunda bulunan submukozal miyomların ve polip gibi diğer yapıların değerlendirilmesinde kullanılabilir. Hangi testin gerekli olduğu kişinin şikâyetlerine ve ultrason bulgularına göre değişir.
Uygulanabilecek Miyom Tedavi Yöntemleri Nelerdir?
Miyom bulunan herkesin tedavi edilmesi gerekmez. Tedavi planı; miyomun büyüklüğüne, sayısına, rahimdeki konumuna, oluşturduğu belirtilere, kişinin yaşına, genel sağlık durumuna ve gebelik isteğine göre belirlenir. Şikâyeti olmayan veya hafif şikâyetleri bulunan bazı kişilerde yalnızca takip yeterli olabilir.
Miyom tedavisi genel olarak izlem, belirtileri kontrol etmeye yönelik ilaç tedavileri, girişimsel yöntemler ve cerrahi tedaviler şeklinde değerlendirilebilir.
Takip ve İzlem
Belirti oluşturmayan veya günlük yaşamı belirgin şekilde etkilemeyen miyomlarda düzenli takip tercih edilebilir. Miyomların bir bölümü yavaş büyür veya uzun süre aynı boyutta kalabilir. Menopoz sonrasında ise hormon seviyelerinin azalmasıyla birçok miyom küçülme eğilimi gösterir.
İlaç Tedavileri
İlaçlar özellikle yoğun adet kanaması, ağrı ve miyoma bağlı diğer şikâyetlerin kontrolü amacıyla kullanılabilir. Bazı hormonal tedaviler miyomların geçici olarak küçülmesine yardımcı olabilir. Traneksamik asit gibi hormonal olmayan bazı ilaçlar ise yoğun adet kanamasının azaltılması amacıyla kullanılabilir. Tedavi seçimi kişinin yaşına, şikâyetlerine ve diğer sağlık özelliklerine göre yapılır.
Rahim Damarlarının Embolizasyonu
Uterin arter embolizasyonunda miyomları besleyen damarlardaki kan akımının azaltılması amaçlanır. Kanlanmanın azalmasıyla miyomların zaman içerisinde küçülmesi ve belirtilerin azalması hedeflenir. Yöntemin uygunluğu miyomların özelliklerine ve kişinin gebelik planına göre değerlendirilir.
Minimal İnvaziv Ablasyon Yöntemleri
Bazı uygun hastalarda radyofrekans ablasyon veya MR eşliğinde odaklanmış ultrason gibi miyom dokusunu küçültmeye yönelik yöntemler değerlendirilebilir. Bu yöntemlerin her miyom için uygun olmadığı ve seçim yapılırken miyomun sayısı, konumu, büyüklüğü ve gebelik planının dikkate alınması gerektiği unutulmamalıdır.
Miyomektomi
Miyomektomi yalnızca miyomların çıkarılarak rahmin korunmasını amaçlayan ameliyattır. Histeroskopik, laparoskopik, robotik veya açık cerrahi yöntemlerle yapılabilir. Hangi yöntemin kullanılacağı miyomların büyüklüğü, sayısı ve rahimdeki yerleşimine göre değişir.
Histerektomi
Histerektomi rahmin cerrahi olarak çıkarılmasıdır. Diğer seçeneklerin uygun olmadığı, ciddi şikâyetlerin bulunduğu veya kişisel ve klinik koşulların bu tedaviyi uygun hale getirdiği bazı durumlarda değerlendirilebilir. Rahim çıkarıldığı için histerektomi sonrasında rahimde tekrar miyom gelişmez ve gebelik mümkün olmaz.
| Tedavi Yaklaşımı | Temel Amaç |
|---|---|
| Takip | Belirti oluşturmayan veya hafif seyreden miyomları izlemek |
| İlaç Tedavisi | Kanama ve ağrı gibi belirtileri azaltmak |
| Uterin Arter Embolizasyonu | Miyomun kanlanmasını azaltarak küçülmesini sağlamak |
| Ablasyon Yöntemleri | Miyom dokusunu hedefleyerek küçültmek |
| Miyomektomi | Miyomları çıkarırken rahmi korumak |
| Histerektomi | Rahmin cerrahi olarak çıkarılması |
Miyom tedavisinde tek bir yöntemin herkes için en uygun seçenek olduğu söylenemez. Tedavi kişiye özel planlanır ve gebelik beklentisi özellikle cerrahi veya girişimsel yöntemlerin seçiminde önemli bir faktördür.
Tedavi Edilmeyen Miyom Ne Gibi Sorunlara Yol Açabilir?
Her miyomun tedavi edilmesi gerekmez ve belirtisiz miyomların önemli bir bölümü yalnızca takip edilebilir. Bununla birlikte belirti oluşturan veya büyük miyomların tedavi edilmeden izlenmesi bazı kişilerde şikâyetlerin devam etmesine veya zamanla artmasına neden olabilir.
Yoğun adet kanamasına neden olan miyomlarda sürekli kan kaybı zaman içerisinde demir eksikliği anemisine yol açabilir. Kansızlık geliştiğinde halsizlik, yorgunluk, baş dönmesi, çarpıntı ve günlük aktivitelerde zorlanma görülebilir.
Büyük miyomlarda rahmin hacmi artabilir ve çevre organlara baskı oluşabilir. Mesaneye baskı yapan miyomlar sık idrara çıkmaya veya mesaneyi tamamen boşaltamama hissine neden olabilir. Bağırsaklara doğru büyüyen miyomlar ise kabızlık ve dışkılama güçlüğü oluşturabilir.
Tedavi edilmeyen belirti veren miyomlarda karşılaşılabilecek sorunlar arasında şunlar bulunabilir:
- Yoğun ve uzun süren adet kanamaları,
- Demir eksikliği ve kansızlık,
- Sürekli veya tekrarlayan kasık ağrısı,
- Pelvik bölgede baskı ve dolgunluk,
- Sık idrara çıkma,
- Kabızlık,
- Karın çevresinde belirgin büyüme,
- Bazı miyomlarda gebelikle ilgili sorunlar.
Miyomların doğurganlık üzerindeki etkisi yerleşimlerine göre değişir. Her miyom gebelik oluşmasını engellemez. Ancak özellikle rahim boşluğunu bozan bazı miyomlar embriyonun rahme yerleşmesini etkileyebilir veya bazı gebelik sorunlarıyla ilişkili olabilir.
Bununla birlikte “miyom varsa mutlaka tedavi edilmelidir” yaklaşımı doğru değildir. Belirti bulunmayan bir miyomun tedavi edilmeden takip edilmesi tıbbi olarak uygun olabilir. Karar miyomun özelliklerine ve kişinin klinik durumuna göre verilmelidir.
Miyom Takibi Nasıl Yapılır?
Miyom takibi herkes için aynı sıklıkta yapılmaz. Takibin gerekip gerekmediği ve kontrol aralığı; miyomun büyüklüğüne, sayısına, yerleşimine, kişinin yaşına, belirtilerine ve önceki görüntüleme sonuçlarına göre belirlenir.
Takip sırasında kişinin şikâyetlerinde değişiklik olup olmadığı değerlendirilir. Özellikle adet kanamasının artması, yeni başlayan kasık ağrısı, karında büyüme hissi, sık idrara çıkma veya bağırsak şikâyetlerinin ortaya çıkması gibi değişiklikler önemlidir.
Gerekli görülen durumlarda ultrason ile miyomların boyutları ve rahimdeki konumları önceki incelemelerle karşılaştırılabilir. Bu karşılaştırma sayesinde miyomun zaman içerisinde büyüyüp büyümediği daha sağlıklı şekilde değerlendirilebilir.
Miyom takibinde genel olarak şu noktalar değerlendirilebilir:
- Miyomun mevcut büyüklüğü,
- Önceki ölçümlere göre büyüme olup olmadığı,
- Miyomların sayısı,
- Rahimdeki yerleşimi,
- Adet kanamasının miktarı ve süresi,
- Kasık veya pelvik ağrı bulunması,
- Mesane ve bağırsak üzerinde bası belirtileri,
- Yoğun kanama varsa kansızlık gelişip gelişmediği,
- Gebelik planı,
- Menopoz durumu.
Menopoza girildikten sonra birçok miyom küçülme eğilimi gösterir. Buna karşın menopoz sonrası yeni vajinal kanama veya daha önce bilinen bir rahim kitlesinde belirgin büyüme gibi durumlar rutin miyom takibinden ayrı olarak değerlendirilmelidir.
Takip sırasında miyomun yalnızca santimetre cinsinden büyüklüğüne bakılmaz. Küçük bir submukozal miyom yoğun kanama oluşturabilirken büyük bir subserozal miyom uzun süre belirgin şikâyete neden olmayabilir. Bu nedenle takip ve tedavi kararında görüntüleme sonuçları ile kişinin belirtileri birlikte değerlendirilir.
Sonuç olarak miyomlar rahmin kas ve bağ dokusundan gelişen, büyük çoğunluğu iyi huylu oluşumlardır. Bazıları yaşam boyunca herhangi bir şikâyet oluşturmazken bazı miyomlar kanama, ağrı, bası ve kansızlık gibi sorunlara neden olabilir. Tanı ve takipte miyomun büyüklüğü kadar sayısı, yerleşimi, zaman içerisindeki değişimi ve oluşturduğu belirtiler önem taşır. Tedavi gerekip gerekmediği ise bu özelliklerin tamamı değerlendirilerek kişiye özel şekilde belirlenir.
Sorumluluk Reddi
Bu içerik yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Burada yer alan bilgiler tıbbi tanı, tedavi önerisi veya kişiye özel hekim değerlendirmesinin yerine geçmez. Miyomların büyüklüğü, sayısı, yerleşimi, oluşturduğu belirtiler ve klinik seyri kişiden kişiye farklılık gösterebilir. Tanı, takip ve tedavi kararları kişinin şikâyetleri, muayene bulguları ve gerekli tetkik sonuçları birlikte değerlendirilerek hekim tarafından verilmelidir.
Yoğun veya kontrol edilemeyen vajinal kanama, ani ve şiddetli kasık veya karın ağrısı, bayılma hissi, belirgin halsizlik, menopoz sonrası kanama veya mevcut şikâyetlerde hızlı değişiklik bulunması durumunda sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.