Miyom embolizasyonu, rahimdeki miyomları besleyen damarların kontrollü şekilde tıkanmasıyla miyomların kanlanmasını azaltmayı ve zaman içinde küçülmelerini sağlamayı amaçlayan minimal invaziv bir tedavi yöntemidir. Uterin arter embolizasyonu olarak da adlandırılan işlem, ameliyatla miyomların çıkarılması yerine girişimsel radyoloji yöntemiyle uygulanır. Özellikle yoğun adet kanaması, pelvik baskı, ağrı veya büyük miyomlara bağlı bası şikâyetleri bulunan uygun hastalarda değerlendirilebilir. İşlem sırasında rahim korunur; ancak gebelik planı bulunan kişilerde yöntemin doğurganlık üzerindeki olası etkileri ayrıca değerlendirilmelidir.

Miyom Embolizasyonu Nedir?
Miyom embolizasyonu, miyomların kanla beslenmesini sağlayan rahim damarlarının seçici olarak tıkanmasına dayanan bir tedavi yöntemidir. Miyom dokusu yaşamını sürdürebilmek ve büyüyebilmek için kan akımına ihtiyaç duyar. Embolizasyon sırasında miyomları besleyen damarların kan akımı azaltıldığında miyom dokusunda küçülme başlar ve buna bağlı olarak kanama, pelvik baskı ve ağrı gibi şikâyetlerde zaman içerisinde azalma görülebilir.
İşlem cerrahi kesiyle rahmin açılmasını gerektirmez. Bunun yerine kasık veya bazı merkezlerde el bileğindeki bir atardamardan ince bir kateter damar içerisine ilerletilir. Kateter görüntüleme eşliğinde rahmi besleyen uterin arterlere ulaştırılır ve miyomlara giden kan akımını azaltacak küçük embolizasyon partikülleri verilir.
Miyom embolizasyonunda temel amaç şunlardır:
- Miyomların kanlanmasını azaltmak,
- Miyom hacminin zaman içerisinde küçülmesini sağlamak,
- Yoğun adet kanamasını azaltmak,
- Pelvik baskı ve dolgunluk hissini hafifletmek,
- Miyomlara bağlı ağrı ve çevre organ basısını azaltmak,
- Uygun kişilerde açık veya kapalı cerrahiye alternatif oluşturmak,
- Rahmin korunmasını sağlamak.
Embolizasyon yapıldıktan sonra miyomların hemen ortadan kalkması beklenmez. Kanlanması azalan miyom dokusu haftalar ve aylar içerisinde küçülür. Bu nedenle tedavinin etkisi çoğu zaman kademeli olarak ortaya çıkar.
Guy’s and St Thomas’ NHS Foundation Trust, embolizasyon sonrasında miyomların yaklaşık yarı yarıya küçülebileceğini ve miyom büyüklüğü veya basıya bağlı belirtilerin çoğu hastada belirgin şekilde iyileşebileceğini bildirmektedir.
Miyom Embolizasyonu Nasıl Yapılır?
Miyom embolizasyonu girişimsel radyoloji uzmanı tarafından görüntüleme eşliğinde gerçekleştirilir. İşlem genellikle ameliyathane tipi açık cerrahi yerine anjiyografi veya girişimsel radyoloji ünitesinde yapılır. Rahimde veya karında büyük bir cerrahi kesi oluşturulmaz.
İşlem öncesinde hastanın damar yolu açılır ve ağrı kontrolü için gerekli ilaçlar planlanır. Kullanılan anestezi ve sedasyon yöntemi merkezin uygulamasına ve kişinin sağlık durumuna göre değişebilir.
İşlemin temel aşamaları genel olarak şu şekilde ilerler:
- Kasık veya uygun görülen başka bir damar giriş bölgesi hazırlanır.
- Atardamara ince bir giriş yapılır.
- İnce bir kateter damar sistemi içerisinde ilerletilir.
- Görüntüleme yöntemleri kullanılarak uterin arterlere ulaşılır.
- Miyomların kanlanmasını sağlayan damarlar değerlendirilir.
- Kateter aracılığıyla küçük embolizasyon partikülleri damara verilir.
- Miyomlara ulaşan kan akımı belirgin şekilde azaltılır.
- İşlem diğer uterin arter için de gerektiğinde uygulanır.
- Kateter çıkarılır ve damar giriş bölgesindeki kanama kontrol edilir.
CIRSE hasta bilgilendirmesinde uterin fibroid embolizasyonunda genellikle birkaç milimetrelik bir kateterin damar içerisine yerleştirilerek görüntüleme eşliğinde sağ ve sol uterin arterlere ilerletildiği belirtilmektedir.
Embolizasyon partikülleri miyomu besleyen küçük damarların akımını azaltırken amaç çevredeki normal rahim dokusunun kanlanmasını mümkün olduğunca korumaktır. Normal rahim dokusu farklı damar bağlantılarından kan almaya devam edebilirken miyom dokusu kanlanmadaki azalmaya daha duyarlıdır.
İşlemden sonraki ilk saatlerde miyom dokusunun kanlanmasının azalmasına bağlı olarak belirgin kramp tarzı ağrı ortaya çıkabilir. Bu nedenle embolizasyon sonrasındaki ilk dönemde ağrı kontrolü tedavinin önemli bir parçasıdır. CIRSE de işlem sırasında ve özellikle takip eden saatlerde belirgin kramp oluşabileceğini belirtmektedir.
Hangi Miyomlarda Embolizasyon Uygulanabilir?
Embolizasyon her miyomu bulunan kişi için uygulanması gereken bir yöntem değildir. Tedavi daha çok miyomlara bağlı belirgin şikâyeti olan ve klinik özellikleri embolizasyona uygun bulunan kişilerde değerlendirilir.
Özellikle yoğun adet kanaması ve bası belirtileri bulunan miyomlarda embolizasyon gündeme gelebilir. Büyük veya birden fazla miyom bulunması yöntemin mutlaka uygulanamayacağı anlamına gelmez. Embolizasyonun önemli özelliklerinden biri rahimde bulunan birden fazla miyomun aynı damar sistemi üzerinden etkilenebilmesidir. Guy’s and St Thomas’ NHS Foundation Trust, embolizasyonun rahimdeki tüm miyomları aynı tedavi sırasında hedefleyebilmesini yöntemin özelliklerinden biri olarak belirtmektedir.
Embolizasyonun değerlendirilebileceği durumlar arasında şunlar bulunabilir:
- Yoğun veya uzun süren adet kanaması,
- Miyomlara bağlı kansızlık,
- Kasık ve pelvik bölgede basınç hissi,
- Karında dolgunluk veya büyüme hissi,
- Mesaneye baskıya bağlı sık idrara çıkma,
- Bağırsaklara baskıya bağlı yakınmalar,
- Birden fazla miyom bulunması,
- Cerrahi istemeyen bazı uygun hastalar,
- Rahmin korunmasının istendiği ve diğer şartların uygun olduğu durumlar.
Bununla birlikte miyomun konumu, büyüklüğü ve rahim içerisindeki yapısı önemlidir. Örneğin rahim boşluğuna doğru uzanan bazı submukozal miyomlarda histeroskopik tedavi daha uygun olabilir. Bu nedenle miyom tedavisinde embolizasyonun tercih edilip edilmeyeceği yalnızca miyom çapına bakılarak belirlenmez.
Belirti oluşturmayan miyomlarda ise çoğu zaman aktif tedavi gerekmez. NHS, miyomların her zaman tedavi edilmesi gerekmediğini ve tedavinin daha çok sorun oluşturan miyomlarda düşünüldüğünü belirtmektedir.
Miyom Embolizasyonu Öncesinde Hangi Değerlendirmeler Yapılır?
Embolizasyon öncesindeki değerlendirmenin temel amacı şikâyetlerin gerçekten miyomlardan kaynaklanıp kaynaklanmadığını belirlemek, miyomların anatomik özelliklerini ortaya koymak ve kişinin işlem açısından uygunluğunu değerlendirmektir.
Öncelikle kişinin adet düzeni, kanama miktarı, kasık ağrısı, bası belirtileri ve daha önce uygulanmış tedavileri değerlendirilir. Gebelik planı özellikle sorgulanmalıdır çünkü gelecekte gebelik isteyen kişilerde embolizasyon ile miyomektomi gibi rahim koruyucu seçeneklerin yarar ve olası riskleri birlikte değerlendirilmelidir.
İşlem öncesinde yapılabilecek değerlendirmeler arasında şunlar bulunabilir:
- Jinekolojik muayene,
- Transvajinal veya abdominal ultrasonografi,
- Gerekli durumlarda pelvik MR,
- Tam kan sayımı,
- Kansızlık ve demir eksikliğinin değerlendirilmesi,
- Böbrek fonksiyon testleri,
- Kanama ve pıhtılaşma açısından gerekli testler,
- Kullanılan ilaçların değerlendirilmesi,
- Kontrast maddeyle ilgili önceki reaksiyonların sorgulanması,
- Aktif enfeksiyon bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi,
- Gebelik ihtimalinin değerlendirilmesi,
- Gelecekte çocuk sahibi olma planının konuşulması.
Ultrason miyomların sayı ve yerleşiminin değerlendirilmesinde temel yöntemlerden biridir. Bazı hastalarda MR ile miyomların sayısı, büyüklüğü, kanlanması ve rahim içerisindeki dağılımı daha ayrıntılı değerlendirilebilir.
İşlem öncesinde rahimde kötü huylu bir hastalıktan şüphelenilmesi de ayrıca önemlidir. Embolizasyon iyi huylu miyomların tedavisine yönelik bir yöntemdir; şüpheli bir rahim kitlesinde öncelikle tanısal değerlendirme yapılması gerekir.
Gebelik mevcutsa uterin fibroid embolizasyonu uygulanmaz. Ayrıca aktif pelvik enfeksiyon gibi durumlar da işlem öncesinde değerlendirilmesi gereken önemli klinik faktörler arasındadır.
Embolizasyonun Miyom Tedavisindeki Avantajları Nelerdir?
Miyom embolizasyonunun temel avantajlarından biri açık cerrahi kesi gerektirmeyen minimal invaziv bir yöntem olmasıdır. İşlem sırasında rahim çıkarılmaz ve miyomların tek tek cerrahi olarak kesilerek alınması gerekmez.
Uygun hastalarda embolizasyonun sağlayabileceği avantajlar arasında şunlar yer alabilir:
- Büyük karın kesisi yapılmaması,
- Rahmin korunması,
- Birden fazla miyomun aynı işlemde etkilenebilmesi,
- Yoğun adet kanamasında azalma sağlayabilmesi,
- Pelvik baskı ve miyom büyüklüğüne bağlı belirtileri azaltabilmesi,
- Cerrahi yöntemlere göre daha kısa iyileşme süresi sağlayabilmesi,
- Miyomların zaman içerisinde küçülmesini sağlaması,
- Uygun hastalarda açık veya kapalı miyomektomiye alternatif oluşturabilmesi.
Özellikle birden fazla miyomu bulunan kişilerde embolizasyon, miyomların tek tek cerrahi olarak çıkarılmasını gerektirmeden rahimdeki miyomların kanlanmasını aynı damar ağı üzerinden azaltabilir.
Guy’s and St Thomas’ NHS Foundation Trust, işlem sonrasında miyom belirtilerinin yaklaşık her 10 hastanın 8-9’unda iyileştiğini ve miyomların boyutlarında belirgin küçülme görülebildiğini belirtmektedir. Society of Interventional Radiology de hastaların yaklaşık 10’da 9’unda belirtilerin belirgin şekilde iyileştiğini veya ortadan kalktığını bildirmektedir.
Bununla birlikte bu sonuçlar her hastada aynı düzeyde gerçekleşmez. Tedavinin başarısı miyomların özelliklerine, kişinin belirtilerine ve bireysel klinik durumuna göre değişebilir.
Embolizasyonun Olası Riskleri Nelerdir?
Miyom embolizasyonu minimal invaziv bir yöntem olmakla birlikte risksiz değildir. İşlem sırasında damar içerisine kateter yerleştirilmesi, kontrast madde kullanılması ve miyomların kanlanmasının bilinçli olarak azaltılması nedeniyle bazı geçici veya daha nadir komplikasyonlar ortaya çıkabilir.
İşlemden sonraki en sık yakınmalardan biri ağrıdır. Kanlanması azalan miyom dokusuna bağlı olarak özellikle ilk saatlerde belirgin kasık krampları oluşabilir. Ağrı genellikle ilaçlarla kontrol edilir ve sonraki günlerde azalır.
Embolizasyon sonrasında görülebilecek olası durumlar arasında şunlar bulunabilir:
- Kasık ve alt karın bölgesinde kramp tarzı ağrı,
- Bulantı veya kusma,
- Halsizlik ve yorgunluk,
- Hafif ateş,
- Damar giriş bölgesinde morarma veya kanama,
- Enfeksiyon,
- Kontrast maddeye bağlı reaksiyonlar,
- Nadir olarak hedef dışındaki damarların etkilenmesi,
- Nadir olarak rahim dokusunda ciddi enfeksiyon veya hasar,
- Adet düzeninde geçici veya kalıcı değişiklikler,
- Bazı kişilerde yumurtalık fonksiyonlarının etkilenmesi.
Embolizasyon sonrasında ağrı, hafif ateş, yorgunluk ve bulantının birlikte görülebildiği tablo “post-embolizasyon sendromu” olarak adlandırılabilir. Bu belirtiler çoğunlukla ilk günlerde daha belirgin olur ve zamanla azalır.
Adet düzenindeki değişiklikler de tedavi öncesinde değerlendirilmesi gereken konulardan biridir. Özellikle menopoza yakın yaştaki bazı kişilerde yumurtalık fonksiyonlarının etkilenmesi ve adetin kalıcı olarak kesilmesi olasılığı bulunabilir. Bu nedenle kişinin yaşı ve gebelik beklentisi tedavi kararında dikkate alınır.
Enfeksiyon nadir ancak önemli bir komplikasyondur. Yüksek ateş, giderek artan ağrı, kötü kokulu vajinal akıntı veya genel durumda belirgin bozulma olması halinde tıbbi değerlendirme gerekir.
Embolizasyon Sonrası İyileşme Süreci Nasıldır?
Miyom embolizasyonunda açık ameliyatta olduğu gibi büyük bir karın kesisi bulunmadığından iyileşme genellikle cerrahi miyomektomiye göre daha kısa olabilir. Bununla birlikte işlemin ilk saatleri ve ilk birkaç günü özellikle ağrı açısından belirgin olabilir.
İşlem sonrasında miyomların kanlanmasının hızla azalması kasık bölgesinde yoğun adet sancısına benzer veya daha güçlü kramplara neden olabilir. Bu nedenle işlemden sonraki ilk dönemde ağrı kesici ve bulantı önleyici ilaçlar kullanılabilir.
İyileşme genel olarak şu şekilde ilerleyebilir:
| Dönem | Genel Olarak Görülebilecek Durumlar |
|---|---|
| İlk saatler | Belirgin kasık krampları, ağrı ve bulantı görülebilir. Yakın takip ve ağrı kontrolü yapılır. |
| İlk 1-3 gün | Ağrı giderek azalabilir. Halsizlik, hafif ateş ve yorgunluk görülebilir. |
| İlk hafta | Günlük hafif aktivitelere kademeli dönüş mümkün olabilir. Yorgunluk devam edebilir. |
| Sonraki haftalar | Kanama ve bası belirtilerinde kademeli azalma başlayabilir. |
| Sonraki aylar | Miyomların küçülmesi devam eder ve tedavinin etkisi daha belirgin hale gelebilir. |
İyileşme süresinde kişinin yaptığı işin niteliği de önemlidir. Masa başında çalışan biri ile ağır fiziksel iş yapan bir kişinin günlük yaşamına dönüş süresi aynı olmayabilir.
İlk günlerde yeterli sıvı alınması, verilen ilaçların önerilen şekilde kullanılması ve damar giriş bölgesinin takip edilmesi önemlidir. Fiziksel aktivite kişisel önerilere göre kademeli şekilde artırılır.
İşlem sonrasında giderek artan ağrı, yüksek ateş, yoğun kanama veya belirgin genel durum bozukluğu beklenen iyileşme sürecinin parçası olarak kabul edilmemelidir.
Miyom Embolizasyonu Sonrası Takip Nasıl Yapılır?
Embolizasyon tedavisinin etkisi işlem bittiği anda tamamlanmaz. Miyomların kanlanması azaltıldıktan sonra dokunun küçülmesi haftalar ve aylar içerisinde gerçekleşir. Bu nedenle takip sürecinin temel amacı hem kişinin şikâyetlerindeki değişimi hem de gerekli durumlarda miyomların boyutundaki değişiklikleri değerlendirmektir.
Takip sırasında özellikle şu konular değerlendirilir:
- Adet kanamasının miktarında değişiklik,
- Adet süresinin kısalıp kısalmadığı,
- Kasık ve pelvik ağrının durumu,
- Karında baskı ve dolgunluk hissi,
- Sık idrara çıkma gibi bası belirtileri,
- Kansızlık varsa kan değerlerindeki düzelme,
- Miyomların boyutunda zaman içerisindeki değişiklik,
- Yeni veya beklenmeyen belirtilerin ortaya çıkıp çıkmadığı.
Kontrollerde kişinin şikâyetlerinin nasıl değiştiği en önemli değerlendirme noktalarından biridir. Gerekli görülen hastalarda ultrason veya MR gibi görüntüleme yöntemleriyle miyomların küçülme süreci izlenebilir.
Miyom küçülmesinin birkaç ay boyunca devam etmesi mümkündür. Bu nedenle erken dönemdeki görüntüleme sonucu tek başına tedavinin nihai başarısını göstermez. Guy’s and St Thomas’ NHS Foundation Trust, embolizasyon sonrasında miyomların küçülmesinin belirtilerde özellikle bası ve hacim kaynaklı yakınmalarda iyileşme sağlayabildiğini bildirmektedir.
İşlem sonrasında tekrar yoğun kanama, yeni başlayan belirgin pelvik ağrı veya önceki şikâyetlerin devam etmesi halinde ek değerlendirme gerekebilir. Bazı kişilerde ilerleyen yıllarda ek tedavi ihtiyacı ortaya çıkabilir.
Gebelik planı bulunan kişilerde takip farklı bir önem taşır. Embolizasyon rahmi korusa da yöntemin gelecekteki gebelik ve doğurganlık üzerindeki etkileri miyomektomi kadar öngörülebilir değildir. Bu nedenle ileride gebelik isteyen kişilerin işlem öncesinde kadın hastalıkları ve doğum uzmanı ile girişimsel radyoloji uzmanının birlikte değerlendirmesiyle tedavi seçeneklerini karşılaştırması önemlidir. CIRSE ve NHS kaynakları da gebelik beklentisinin tedavi seçimi sırasında ayrıca ele alınması gerektiğini belirtmektedir.
Sonuç olarak miyom embolizasyonu, miyomların kanlanmasını azaltarak zaman içinde küçülmelerini ve miyoma bağlı belirtilerin azalmasını hedefleyen rahim koruyucu minimal invaziv bir tedavi yöntemidir. Ancak her miyom ve her hasta embolizasyon için uygun değildir. Tedavi kararı; miyomların sayısı, büyüklüğü ve yerleşimi, kişinin şikâyetleri, yaşı, gebelik beklentisi ve diğer tedavi seçenekleri birlikte değerlendirilerek verilmelidir.
Sorumluluk Reddi
Bu içerik yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Buradaki bilgiler tıbbi tanı, tedavi önerisi veya kişiye özel hekim değerlendirmesinin yerine geçmez. Miyom embolizasyonunun uygun olup olmadığı; miyomların büyüklüğü, sayısı ve yerleşimi, kişinin yaşı, genel sağlık durumu, belirtileri ve gebelik planına göre değişebilir.
Embolizasyon sonrası yüksek ateş, giderek artan veya kontrol edilemeyen ağrı, yoğun vajinal kanama, kötü kokulu akıntı, bayılma, nefes darlığı veya genel durumda belirgin kötüleşme olması halinde sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.