Miyomlar, rahmin kas dokusundan gelişen iyi huylu oluşumlardır. Tek bir miyom tipi bulunmaz; miyomun rahim duvarındaki yeri, hangi yöne doğru büyüdüğü, boyutu ve sayısı farklı miyom çeşitlerinin ortaya çıkmasına neden olur.
Miyomun türü yalnızca tıbbi bir adlandırma değildir. Rahim boşluğuna yakın olan bir miyom daha küçük boyutlarda bile adet kanamalarını etkileyebilirken, rahmin dışına doğru büyüyen bir miyom daha çok baskı ve dolgunluk hissi oluşturabilir. Bu nedenle miyom çeşitlerinin doğru belirlenmesi, belirtilerin yorumlanması ve tedavi planının oluşturulması açısından önem taşır.
Miyom Nasıl Sınıflandırılır?
Miyomlar en temel olarak rahim içerisindeki yerleşimlerine göre sınıflandırılır. Rahmin iç kısmında rahim boşluğu, bunun çevresinde kalın bir kas tabakası ve en dışta rahmin dış yüzeyi bulunur. Miyomun bu yapılardan hangisine yakın olduğu ve hangi yöne doğru büyüdüğü, miyomun türünü belirleyen temel faktördür.
Genel olarak miyomlar üç ana grupta değerlendirilir:
- Submukozal miyomlar: Rahim boşluğuna doğru büyüyen miyomlardır.
- İntramural miyomlar: Rahmin kas tabakası içerisinde gelişen miyomlardır.
- Subserozal miyomlar: Rahmin dış yüzeyine doğru büyüyen miyomlardır.
Bunların dışında bir sap aracılığıyla rahme bağlı olan saplı miyomlar ve rahim ağzı bölgesinde gelişen miyomlar da görülebilir. Bazı miyomlar tek bir bölgeyle sınırlı kalmayabilir. Örneğin rahim kası içerisinde başlayan bir miyom zamanla rahim boşluğuna veya rahmin dış yüzeyine doğru uzanabilir.
Miyomların daha ayrıntılı sınıflandırılmasında rahim boşluğu, kas tabakası ve dış yüzeyle olan ilişkileri dikkate alınabilir. Özellikle ameliyat veya başka bir girişim planlanacaksa miyomun rahim duvarı içerisinde ne kadar yer kapladığı önem kazanır.
Ultrason, miyomların değerlendirilmesinde en sık kullanılan görüntüleme yöntemlerinden biridir. Miyomun boyutu, sayısı ve yerleşimi çoğu zaman ultrason ile belirlenebilir. Bazı hastalarda rahim boşluğunun daha ayrıntılı değerlendirilmesi veya miyomların çevre dokularla ilişkisinin görülmesi için ek görüntüleme yöntemlerinden yararlanılabilir.
Miyomun sınıflandırılması tedavi kararını tek başına belirlemez. Miyomun türünün yanında boyutu, sayısı, oluşturduğu belirtiler, hastanın yaşı ve gebelik planı da birlikte değerlendirilir.
Submukozal Miyom Nedir?
Submukozal miyomlar, rahim duvarından gelişerek rahim iç boşluğuna doğru büyüyen miyomlardır. Rahim boşluğuyla yakın ilişkide olmaları nedeniyle diğer bazı miyom türlerine göre daha küçük boyutlarda olsalar bile belirgin şikâyetlere yol açabilirler.
Bu miyomlarda en sık dikkat çeken sorunlardan biri adet kanamalarındaki değişikliklerdir. Rahim iç yüzeyinin yapısını etkileyen submukozal miyomlar adet kanamasının miktarını artırabilir, adet süresini uzatabilir veya adet dönemleri arasında düzensiz kanamalara neden olabilir.
Uzun süre devam eden yoğun adet kanamaları zaman içerisinde demir eksikliği ve kansızlık gelişmesine yol açabilir. Kansızlığa bağlı halsizlik, çabuk yorulma, baş dönmesi veya çarpıntı gibi şikâyetler ortaya çıkabilir.
Submukozal miyomların önemli özelliklerinden biri de rahim boşluğunun şeklini değiştirebilmeleridir. Rahim boşluğu gebelik sırasında embriyonun yerleştiği bölge olduğu için bu bölgede gelişen miyomlar özellikle gebelik planlayan kadınlarda ayrıca değerlendirilir.
Her submukozal miyom gebelik üzerinde aynı etkiye sahip değildir. Miyomun büyüklüğü, rahim boşluğuna ne kadar uzandığı ve rahim duvarının içerisinde kalan bölümünün oranı önemlidir. Bu nedenle yalnızca miyomun türüne bakılarak doğurganlık veya gebelik hakkında kesin bir sonuca varmak doğru değildir.
Rahim boşluğu içerisine doğru belirgin şekilde büyüyen bazı submukozal miyomlarda histeroskopik cerrahi değerlendirilebilir. Bu yöntemde karından kesi yapılmadan vajinal yoldan rahim içerisine ulaşılır. Ancak her submukozal miyom bu yöntem için uygun değildir. Miyomun boyutu ve rahim duvarıyla ilişkisi tedavi şeklinin belirlenmesinde önem taşır.
İntramural Miyom Nedir?
İntramural miyomlar rahmin kas tabakası içerisinde gelişen miyomlardır. En sık karşılaşılan miyom türlerinden biri olarak kabul edilir. Rahim kasının içerisinde yer aldıkları için büyüdükçe rahmin genel hacmini ve şeklini değiştirebilirler.
Küçük intramural miyomlar uzun süre herhangi bir belirti oluşturmadan kalabilir. Bu tür miyomlar bazen rutin kadın doğum muayenesi veya farklı bir nedenle yapılan ultrason sırasında tesadüfen fark edilir.
Miyomun boyutu arttıkça adet kanamasında artış, adet süresinin uzaması, kasık bölgesinde ağrı, alt karında ağırlık veya pelvik bölgede baskı hissi gibi belirtiler ortaya çıkabilir.
İntramural miyomun büyüme yönü de belirtileri etkileyebilir. Rahim boşluğuna doğru uzanan bir intramural miyom adet kanamasını daha fazla etkileyebilirken, rahmin dış yüzeyine doğru büyüyen büyük bir miyom mesane veya bağırsak gibi yakın organlarda baskıya neden olabilir.
Bu nedenle intramural miyom değerlendirilirken yalnızca miyomun kaç santimetre olduğuna bakılmaz. Rahmin hangi bölgesinde bulunduğu, rahim boşluğunu etkileyip etkilemediği, kaç adet miyom olduğu ve hastanın hangi şikâyetleri yaşadığı da önemlidir.
Gebelik planlayan kadınlarda intramural miyomların rahim boşluğunun şeklini değiştirip değiştirmediği ayrıca değerlendirilir. Her intramural miyomun gebelik açısından aynı etkiye sahip olmadığı unutulmamalıdır.
Subserozal Miyom Nedir?
Subserozal miyomlar rahmin dış yüzeyine yakın bölgede gelişerek rahim dışına doğru büyüyen miyomlardır. Rahim boşluğundan uzaklaştıkları için submukozal miyomlara kıyasla adet kanamasını daha az etkileyebilirler.
Bu miyomlarda belirtiler daha çok miyomun büyüklüğüne ve çevre organlara yaptığı baskıya bağlı olarak ortaya çıkabilir. Küçük subserozal miyomlar hiçbir belirti oluşturmayabilirken büyük miyomlarda alt karında dolgunluk, pelvik baskı veya karın çevresinde belirginleşme görülebilir.
Mesaneye doğru büyüyen bir miyom sık idrara çıkma, mesane üzerinde baskı hissi veya idrar yapma ihtiyacında artış gibi şikâyetlere katkıda bulunabilir. Bağırsaklara doğru büyüyen büyük miyomlarda ise kabızlık veya dışkılama sırasında rahatsızlık hissi oluşabilir.
Subserozal miyomlar bazı kişilerde bel veya kasık ağrısına da neden olabilir. Ancak ağrının yalnızca miyoma bağlı olduğu düşünülmeden önce diğer olası nedenlerin de değerlendirilmesi gerekir.
Belirti oluşturmayan ve takiplerde önemli bir değişiklik göstermeyen bazı subserozal miyomlarda yalnızca düzenli kontrol yeterli olabilir. Tedavi gereksinimi miyomun büyüklüğü, hastanın şikâyetleri ve yaşam kalitesine olan etkisi dikkate alınarak belirlenir.
Saplı ve Rahim Ağzı Miyomları Nelerdir?
Saplı miyomlar, rahim dokusuna geniş bir yüzeyle bağlı olmak yerine ince veya kalın bir doku sapı aracılığıyla tutunan miyomlardır. Saplı yapı, miyomun ayrı bir yerde geliştiği anlamına gelmez; miyomun rahme bağlanma biçimini ifade eder.
Saplı miyomlar rahim boşluğuna doğru gelişebileceği gibi rahmin dış yüzeyine doğru da büyüyebilir. Bu nedenle bir saplı miyom aynı zamanda submukozal veya subserozal özellik gösterebilir.
Rahim boşluğunda bulunan saplı miyomlar adet kanamalarını etkileyebilir. Rahim dışına doğru büyüyen saplı miyomlar ise özellikle büyük boyutlara ulaştığında çevre organlarda baskı ve dolgunluk hissi oluşturabilir.
Nadiren saplı bir miyom kendi sapı etrafında dönebilir. Bu durumda miyomun kan dolaşımı etkilenebilir ve ani başlayan şiddetli ağrı ortaya çıkabilir. Ani ve yoğun pelvik ağrı gelişmesi durumunda tıbbi değerlendirme geciktirilmemelidir.
Rahim ağzı miyomları ise rahmin serviks olarak adlandırılan alt bölümünde gelişen miyomlardır. Yerleşim yerleri nedeniyle diğer miyom türlerinden farklı belirtiler oluşturabilirler.
Küçük rahim ağzı miyomları belirti vermeyebilir. Daha büyük miyomlarda pelvik bölgede baskı, kanama veya çevredeki organlara bası görülebilir. Rahim ağzının mesane ve idrar yollarına yakın olması nedeniyle bazı hastalarda idrarla ilgili şikâyetler ortaya çıkabilir.
Rahim ağzı miyomlarının tedavi planlamasında miyomun büyüklüğü ve çevre anatomik yapılarla ilişkisi önem taşır. Özellikle büyük miyomlarda cerrahi planlama daha ayrıntılı bir değerlendirme gerektirebilir.
Miyom Çeşitleri Tedaviyi Nasıl Etkiler?
Miyom tedavisi yalnızca miyomun varlığına göre belirlenmez. Miyomun türü, büyüklüğü, sayısı, rahimdeki yeri, hastanın yaşı, yaşadığı belirtiler ve gebelik planı tedavi kararını birlikte etkiler.
Belirti vermeyen ve küçük boyutlarda olan bazı miyomlarda düzenli takip yeterli olabilir. Bu takiplerde miyomun boyutundaki değişiklikler ve yeni belirtilerin ortaya çıkıp çıkmadığı değerlendirilir.
Yoğun adet kanaması veya ağrı ön plandaysa bazı hastalarda belirtileri kontrol etmeye yönelik ilaç tedavileri kullanılabilir. Ancak ilaç tedavilerinin seçimi kişinin yaşı, genel sağlık durumu ve gebelik beklentisine göre değişebilir.
Submukozal miyomlar rahim boşluğuna doğru büyüdüğü için özellikle yoğun kanama ve gebelik planlaması açısından daha farklı değerlendirilebilir. Rahim boşluğu içerisinde uygun konumda bulunan bazı miyomlarda histeroskopik cerrahi uygulanabilir.
İntramural miyomlarda ise miyomun büyüklüğü ve rahim boşluğuna olan etkisi önem kazanır. Küçük ve belirti vermeyen intramural miyomlar takip edilebilirken büyük, kanama veya baskı şikâyetine neden olan miyomlarda farklı tedavi yöntemleri değerlendirilebilir.
Subserozal miyomlarda tedavi ihtiyacı çoğunlukla miyomun büyüklüğü ve çevre organlar üzerindeki baskısıyla ilişkilidir. Mesane veya bağırsaklara bası yapan ve günlük yaşamı etkileyen miyomlarda girişimsel veya cerrahi seçenekler düşünülebilir.
Rahmi koruyarak yalnızca miyomların çıkarılması işlemine miyomektomi adı verilir. Özellikle gebelik planlayan veya rahmini korumak isteyen uygun hastalarda bu yöntem değerlendirilebilir. Miyomektominin hangi cerrahi yöntemle yapılacağı ise miyomların sayı, boyut ve konumuna göre belirlenir.
Her miyom ameliyat gerektirmez. Yoğun ve uzun süren adet kanaması, kansızlık, sürekli pelvik ağrı, çevre organlara belirgin baskı veya kişinin günlük yaşamını etkileyen şikâyetler olduğunda tedavi seçenekleri daha ayrıntılı şekilde değerlendirilir.