Hayır, tüp bebek tedavisinde her hastaya PGT-A yapılması gerekmez. PGT-A, embriyolardaki kromozom sayısını değerlendirmeye yardımcı olan bir embriyo seçim yöntemidir; yumurta kalitesini artırmaz, embriyodaki kromozomal bozukluğu düzeltmez ve gebeliği garanti etmez.

Bu test bazı hastalarda hangi embriyonun önce transfer edileceğini belirlemeyi kolaylaştırabilir, başarısız transfer sayısını azaltabilir ve anöploidiye bağlı gebelik kaybı riskini düşürmeye yardımcı olabilir. Ancak her hastada toplam canlı doğum oranını artırdığı söylenemez.

PGT-A özellikle ileri kadın yaşı, çok sayıda blastokist bulunması, tekrarlayan gebelik kayıpları veya bazı tekrarlayan tüp bebek başarısızlıklarında değerlendirilebilir. Buna karşılık yalnızca bir ya da iki embriyosu bulunan hastalarda test, transfer edilebilecek embriyo sayısını artırmaz. Mozaik, anöploid veya sonuç alınamayan bir rapor, tedavi sürecini daha da karmaşık hâle getirebilir.

Bu nedenle karar; kadının yaşı, yumurtalık rezervi, beklenen blastokist sayısı, önceki tedavi sonuçları, gebelik kaybı öyküsü ve hastanın aile planı birlikte değerlendirilerek verilmelidir. En doğru yaklaşım, PGT-A’yı her hastaya otomatik olarak uygulamak değil, testin o hastanın tedavi planına gerçek bir katkı sağlayıp sağlamayacağını belirlemektir.

Tüp Bebek Tedavisinde Her Hastaya PGT-A Yapılmalı mı?

PGT-A Nedir ve Tüp Bebek Tedavisinde Hangi Amaçla Uygulanır?

PGT-A, İngilizce “Preimplantation Genetic Testing for Aneuploidy” ifadesinin kısaltmasıdır. Türkçede “anöploidi için preimplantasyon genetik testi” olarak adlandırılabilir.

Anöploidi, bir hücrede bulunması gereken kromozom sayısının eksik veya fazla olmasıdır. İnsan hücrelerinde normal olarak 46 kromozom bulunur. Bunların 23’ü anneden, 23’ü babadan gelir. Bir kromozomun fazladan bulunması trizomi, eksik bulunması ise monozomi olarak adlandırılır.

Embriyolardaki kromozom bozukluklarının önemli bir bölümü, yumurta veya sperm hücrelerinin oluşumu sırasında kromozomların düzgün ayrılamaması sonucunda ortaya çıkar. Bu süreç “mayotik ayrılmama” olarak adlandırılır. Özellikle yumurta hücresindeki kromozom ayrılma mekanizmalarının yaşla birlikte bozulması, ileri kadın yaşında anöploid embriyo oranının artmasının başlıca nedenlerinden biridir.

PGT-A’nın temel hedefi embriyoların bütün genetik özelliklerini incelemek değildir. Test çoğunlukla embriyoda bulunan 24 kromozom grubunun kopya sayısını değerlendirir:

  • 22 çift otozomal kromozom,
  • X kromozomu,
  • Y kromozomu.

Dolayısıyla PGT-A, embriyonun zekâsını, fiziksel özelliklerini, gelecekte yaşayabileceği bütün hastalıkları veya tüm genetik mutasyonları göstermez. Tek gen hastalıklarını araştıran PGT-M ve yapısal kromozom düzenlenmelerini değerlendiren PGT-SR ile aynı test değildir.

PGT-A İşlemi Nasıl Gerçekleştirilir?

PGT-A uygulanabilmesi için embriyoların tüp bebek laboratuvarında oluşturulması gerekir. Süreç genel olarak şu aşamalardan oluşur:

  1. Yumurtalıklar ilaçlarla uyarılır.
  2. Olgunlaşan yumurtalar toplanır.
  3. Yumurtalar sperm hücreleriyle döllenir.
  4. Embriyolar laboratuvarda blastokist aşamasına kadar takip edilir.
  5. Uygun gelişim gösteren blastokistlerden birkaç hücre alınır.
  6. Biyopsi yapılan embriyolar dondurulur.
  7. Alınan hücrelerde kromozom kopya sayısı analiz edilir.
  8. Sonuca göre transfer edilecek embriyo veya embriyoların sırası belirlenir.

Biyopsi çoğunlukla embriyonun gelişiminin beşinci, altıncı veya bazı durumlarda yedinci gününde gerçekleştirilir. Bu dönemde embriyo, blastokist adı verilen yapıya ulaşmıştır.

Blastokist iki ana hücre grubundan oluşur:

  • İç hücre kitlesi: Fetüsü oluşturması beklenen hücre grubudur.
  • Trofektoderm: Plasentanın önemli bir bölümünü oluşturacak dış hücre tabakasıdır.

PGT-A biyopsisinde genellikle trofektoderm tabakasından sınırlı sayıda hücre alınır. Böylece fetüsü oluşturması beklenen iç hücre kitlesine doğrudan müdahale edilmemesi amaçlanır. Bununla birlikte alınan hücrelerin embriyonun tamamını ne ölçüde temsil ettiği, testin en önemli biyolojik sınırlılıklarından biridir.

Embriyolar PGT-A Sonucunda Nasıl Sınıflandırılır?

Laboratuvarın kullandığı yönteme ve raporlama politikasına göre embriyolar şu kategorilerden biriyle raporlanabilir:

  • Öploid embriyo: İncelenen örnekte kromozom kopya sayıları normal aralıkta bulunmuştur.
  • Anöploid embriyo: Bir veya daha fazla kromozomda eksiklik ya da fazlalık saptanmıştır.
  • Mozaik embriyo: Normal ve anormal kromozom içeriğine sahip hücrelerin birlikte bulunabileceğini düşündüren ara düzeyde sinyal elde edilmiştir.
  • Segmental anöploidi: Kromozomun tamamında değil, belirli bir bölümünde kayıp veya kazanç saptanmıştır.
  • Sonuç alınamayan embriyo: DNA miktarı, biyopsi kalitesi veya teknik nedenlerle güvenilir sonuç üretilememiştir.

Bu sınıflandırmalar, embriyonun tüm hücrelerinin tek tek incelendiği anlamına gelmez. Günümüzde yaygın olarak kullanılan yeni nesil dizileme yöntemleri, biyopsi örneğindeki hücrelerden elde edilen toplam DNA sinyalini analiz eder. Bu nedenle özellikle mozaiklik, doğrudan farklı hücrelerin mikroskop altında görülmesiyle değil, ara düzeyde kromozom kopya sayısı sinyalinden hareketle tahmin edilir.

PGT-A’nın Temel Kullanım Amaçları Nelerdir?

PGT-A şu amaçlarla değerlendirilebilir:

  • Transfer edilecek embriyoların sıralanmasına yardımcı olmak,
  • Belirgin kromozom sayısı bozukluğu bulunan embriyoların transferinden kaçınmak,
  • Bazı hastalarda başarısız transfer sayısını azaltmaya çalışmak,
  • Anöploidiye bağlı düşük riskini azaltmayı hedeflemek,
  • Tek embriyo transferini desteklemek,
  • Çok sayıda blastokisti bulunan hastalarda embriyo seçimini kolaylaştırmak,
  • Belirli hasta gruplarında tedavi süresini kısaltmaya çalışmak.

Ancak bu hedeflerin her hastada aynı ölçüde gerçekleşeceği söylenemez. Bir hastada transfer başına gebelik ihtimali artabilirken, aynı yumurta toplama işleminden elde edilen toplam canlı doğum olasılığı değişmeyebilir.

Tüp Bebek Tedavisinde Her Hastaya PGT-A Yapılması Gerekir mi?

PGT-A’nın her tüp bebek hastasına rutin olarak uygulanmasını destekleyen yeterli bilimsel kanıt bulunmamaktadır.

Bu noktada “Embriyoların kromozomlarını incelemek neden her zaman faydalı olmasın?” sorusu akla gelebilir. Teorik olarak kromozom sayısı normal embriyoyu önceden belirlemek, gereksiz transferleri ve düşükleri azaltabilecek mantıklı bir yaklaşım gibi görünür. Ancak klinik sonuçlar yalnızca teorik biyolojik mantığa göre değerlendirilmez.

Bir yöntemin rutin kullanılabilmesi için şu sonuçlardan en az birini güvenilir biçimde iyileştirmesi beklenir:

  • Yumurta toplama işlemi başına canlı doğum oranı,
  • Toplam canlı doğum oranı,
  • Sağlıklı canlı doğuma ulaşma süresi,
  • Gebelik kaybı oranı,
  • Tedavi maliyeti,
  • Hastanın fiziksel ve psikolojik yükü.

İyi prognozlu 1212 kadının katıldığı geniş randomize kontrollü bir çalışmada, konvansiyonel tüp bebek tedavisinin toplam canlı doğum oranı bakımından PGT-A uygulanan tedaviden daha düşük olmadığı gösterilmiştir. PGT-A grubunda klinik gebelik kaybı daha az görünse de bu fark daha yüksek toplam canlı doğum oranına veya canlı doğuma daha kısa sürede ulaşılmasına dönüşmemiştir.

ASRM’nin 2024 tarihli değerlendirmesinde de güncel çok merkezli randomize çalışmaların, blastokisti bulunan iyi prognozlu hastalarda PGT-A ile konvansiyonel tüp bebek tedavisi arasında genel gebelik sonuçları bakımından belirgin üstünlük göstermediği belirtilmektedir. Bu nedenle bütün infertil hastalara rutin blastokist biyopsisi ve PGT-A önerilmemektedir.

PGT-A’nın Sağladığı Bilgi ile Sağladığı Klinik Fayda Aynı Şey Değildir

PGT-A’nın bir embriyoda kromozom kopya sayısı hakkında bilgi sağlaması, bu bilginin her hastada canlı doğum oranını artıracağı anlamına gelmez.

Örneğin genç bir hastanın üç blastokisti bulunduğunu düşünelim. Morfolojik değerlendirmeyle embriyolar sırayla transfer edildiğinde bu embriyolardan biri canlı doğumla sonuçlanabilir. Aynı embriyolara PGT-A yapıldığında transfer sırası daha erken belirlenebilir; ancak sonunda doğumla sonuçlanacak embriyo zaten mevcut olduğu için toplam canlı doğum ihtimali değişmeyebilir.

PGT-A bu durumda “hangi embriyonun önce transfer edileceğini” değiştirmiş olabilir ancak “hastanın canlı doğum yapıp yapamayacağını” değiştirmemiş olabilir.

PGT-A Bir Tedavi Değil, Seçim Yöntemidir

PGT-A embriyodaki kromozom bozukluğunu düzeltmez. Anöploid embriyoyu öploid hâle getirmez. Yumurta kalitesini artırmaz, embriyo üretmez ve rahmin tutunma kapasitesini iyileştirmez.

Testin işlevi, mevcut embriyolar arasında kromozom kopya sayısına ilişkin ek bilgi sağlamaktır. Bu nedenle bir hastanın hiç öploid embriyosu yoksa PGT-A bu sorunu tedavi edemez; yalnızca mevcut durumu ortaya koyabilir.

Karar Hastanın Önceliklerine Göre Değişebilir

Bazı hastalar için en önemli hedef, mümkün olan en az transferle gebelik elde etmektir. Bazı hastalar için ise mevcut her embriyoya transfer şansı verilmesi önceliklidir.

PGT-A kararı şu tercihlerden etkilenebilir:

  • Hastanın düşük yaşama konusundaki kaygısı,
  • Kaç transfer yapabilecek maddi veya fiziksel imkâna sahip olduğu,
  • Embriyo sayısı,
  • Yeni yumurta toplama işlemi yaptırma olasılığı,
  • Tedaviyi tamamlamak için sahip olduğu süre,
  • Genetik belirsizliği kabul etme düzeyi,
  • Mozaik embriyo transferine yaklaşımı,
  • Birden fazla çocuk isteyip istemediği.

Bu nedenle PGT-A kararı, yalnızca laboratuvar teknolojisi üzerinden değil, hastanın tıbbi durumu ve kişisel öncelikleri üzerinden verilmelidir.

PGT-A Hangi Hasta Gruplarında Değerlendirilebilir?

PGT-A’nın rutin kullanımının kanıtlanmamış olması, hiçbir hastada yararlı olamayacağı anlamına gelmez. Belirli klinik durumlarda testin sağlayabileceği fayda daha anlamlı olabilir.

İleri Kadın Yaşı Bulunan Hastalar

Kadın yaşı arttıkça yumurta hücrelerinde kromozomal ayrılma hataları ve embriyolarda anöploidi oranı artar. Bu nedenle ileri yaşta elde edilen blastokistlerin daha büyük bir bölümü kromozom sayısı bakımından anormal olabilir.

PGT-A, çok sayıda blastokisti bulunan ileri yaştaki hastalarda öploid embriyonun daha erken belirlenmesine, anöploid embriyo transferlerinin azaltılmasına ve bazı durumlarda düşük riskinin düşürülmesine yardımcı olabilir.

Ancak ileri yaş tek başına yeterli bir gerekçe değildir. İleri yaşta olup yalnızca bir veya iki blastokist geliştirebilen hastalarda testin yarar-zarar dengesi farklıdır.

ASRM, PGT-A’nın özellikle iyi yumurtalık rezervine ve yeterli embriyo üretme potansiyeline sahip ileri yaştaki hastalarda yararlı olabileceğini; ancak mevcut verilerin önemli bölümünün geriye dönük çalışmalardan geldiğini ve hasta seçimi yanlılığı içerdiğini belirtmektedir.

Tekrarlayan Gebelik Kaybı Yaşayan Hastalar

Erken gebelik kayıplarının önemli nedenlerinden biri embriyonik anöploididir. Bu nedenle tekrarlayan gebelik kaybı yaşayan hastalarda PGT-A teorik olarak anöploid embriyo transferini azaltabilir.

Bununla birlikte tekrarlayan gebelik kaybının her zaman embriyo kromozom bozukluğuna bağlı olmadığı unutulmamalıdır. Rahim anomalileri, antifosfolipid sendromu, ebeveynlerde dengeli kromozom düzenlenmesi, yaş, endokrin sorunlar ve açıklanamayan faktörler de araştırılmalıdır.

Mevcut çalışmalar bazı hasta gruplarında olumlu sonuçlar gösterse de tekrarlayan gebelik kaybı bulunan bütün çiftlerde PGT-A’nın canlı doğum oranını artırdığı kesin olarak kanıtlanmış değildir. ASRM, bu gruptaki kanıtların önemli ölçüde retrospektif verilere dayandığını ve kesin faydanın henüz gösterilemediğini belirtmektedir.

Tekrarlayan Tüp Bebek Başarısızlığı Bulunan Hastalar

Birden fazla kaliteli embriyo transferine rağmen gebelik elde edilememesi durumunda embriyoya ait kromozomal faktörler değerlendirilebilir. Ancak “tekrarlayan tutunma başarısızlığı” tek ve standart bir hastalık değildir.

Başarısızlığın olası nedenleri arasında şunlar bulunabilir:

  • Embriyo anöploidisi,
  • Embriyo gelişim potansiyelinin düşük olması,
  • Rahim içi polip veya miyom,
  • Adenomyozis,
  • Hidrosalpinks,
  • Endometrial kavite bozuklukları,
  • Kronik endometrit,
  • Transfer tekniğiyle ilgili faktörler,
  • Laboratuvar koşulları,
  • Sperm ve yumurta kaynaklı gelişim sorunları,
  • Açıklanamayan biyolojik değişkenler.

PGT-A, yalnızca embriyodaki kromozom kopya sayısına ilişkin bilgi verir. Rahim içi ortamı, endometriumun biyolojik işlevlerini veya embriyonun kromozom dışındaki gelişim kapasitesini değerlendirmez.

Çok Sayıda Blastokisti Bulunan Hastalar

Bir hastada çok sayıda iyi kalite blastokist oluşmuşsa, yalnızca morfolojiye göre hangi embriyonun önce transfer edileceğini belirlemek güçleşebilir. PGT-A bu durumda embriyo sıralamasına ek bilgi sağlayabilir.

Özellikle:

  • Birden fazla çocuk isteyen,
  • Embriyo havuzlama planlanan,
  • İleri yaş nedeniyle gelecekte yeni yumurta elde etme şansı azalabilecek,
  • Transfer sayısını azaltmak isteyen

hastalarda PGT-A değerlendirmeye alınabilir.

Tek Embriyo Transferinin Özellikle Önemli Olduğu Hastalar

Çoğul gebeliğin anne veya bebek açısından yüksek risk oluşturduğu durumlarda tek embriyo transferi tercih edilir. Öploid olduğu raporlanan tek embriyonun transfer edilmesi, birden fazla embriyo transfer etme eğilimini azaltabilir.

ASRM, yaşa bakılmaksızın öploid olduğu belirlenmiş tek embriyonun transfer edilmesini önermektedir. Bunun amacı ikiz veya daha yüksek çoğul gebelik riskini azaltmaktır. Ancak tek embriyo transferi için her zaman PGT-A yapılması gerekmez; morfolojik değerlendirmeyle de elektif tek embriyo transferi uygulanabilir.

Donör Yumurta Kullanılan Tedaviler

Donör yumurtalar çoğunlukla genç ve sağlıklı donörlerden elde edildiği için embriyolarda anöploidi oranı kendi yumurtalarıyla ileri yaşta tedavi gören hastalara göre daha düşük olabilir.

Mevcut kanıtlar, donör yumurta sikluslarında rutin PGT-A’nın canlı doğum oranını artırdığını göstermemektedir. ASRM, toplam verilerin donör yumurta tedavilerinde PGT-A’nın rutin kullanımını desteklemediğini belirtmektedir.

İleri Anne Yaşı ve Tekrarlayan Tüp Bebek Başarısızlıklarında PGT-A’nın Yeri Nedir?

İleri kadın yaşı ile embriyo anöploidisi arasında güçlü bir biyolojik ilişki bulunmaktadır. Ancak klinik karar verilirken yalnızca takvim yaşı değil, o yaştaki hastanın kaç yumurta ve blastokist üretebildiği de değerlendirilmelidir.

Yaş Arttıkça Neden Anöploidi Artar?

Kadınların yumurta hücreleri doğumdan önce oluşur ve yıllarca mayoz bölünmenin belirli bir aşamasında bekler. Yaş ilerledikçe kromozomları bir arada tutan kohezin proteinlerinde zayıflama, hücre iğciği işlevlerinde bozulma ve kromozom ayrılma hatalarında artış meydana gelebilir.

Bunun sonucunda:

  • Öploid embriyo oranı azalabilir,
  • Anöploid embriyo oranı artabilir,
  • Embriyonun tutunma olasılığı düşebilir,
  • Erken gebelik kaybı riski artabilir,
  • Canlı doğuma ulaşmak için gereken embriyo sayısı artabilir.

Ancak aynı yaştaki iki hastanın yumurtalık rezervi, embriyo sayısı ve öploid embriyo elde etme olasılığı birbirinden farklı olabilir.

PGT-A İleri Yaşta Neyi Değiştirebilir?

PGT-A, ileri yaşta çok sayıda embriyo bulunan hastalarda anöploid embriyoların art arda transfer edilmesini önleyebilir. Böylece öploid embriyoya daha erken ulaşılması mümkün olabilir.

Potansiyel yararlar şunlardır:

  • Transfer başına daha yüksek tutunma ihtimali,
  • Anöploid gebelik ihtimalinin azaltılması,
  • Bazı hastalarda gebelik kaybı riskinin düşürülmesi,
  • Gereksiz transfer sayısının azaltılması,
  • Tek embriyo transferinin desteklenmesi.

Buna karşılık ileri yaşta az sayıda blastokist elde edilen hastalarda test sonrası transfer edilebilir embriyo kalmama ihtimali yükselebilir.

Tekrarlayan Başarısızlık Her Zaman Anöploidi Anlamına Gelmez

Tekrarlayan tüp bebek başarısızlığında yalnızca embriyoya odaklanmak eksik bir değerlendirmedir. Özellikle daha önce öploid embriyo transferi yapılmış olmasına rağmen gebelik oluşmamışsa şu alanlar yeniden gözden geçirilmelidir:

  • Rahim boşluğunun yapısı,
  • Endometrium kalınlığı ve görünümü,
  • Hidrosalpinks varlığı,
  • Adenomyozis veya ileri endometriozis,
  • Embriyo transferinin teknik özellikleri,
  • Progesteron uygulamasının zamanı ve düzeyi,
  • Embriyo çözme ve transfer laboratuvar süreci,
  • Sistemik hastalıklar,
  • Anne yaşı ve eşlik eden riskler.

Tekrarlayan başarısızlık yaşayan bir hastaya PGT-A önerilmesi, rahim ve tedavi süreciyle ilgili diğer sorunların değerlendirilmesini gereksiz hâle getirmez.

Az Sayıda Embriyosu Bulunan Hastalarda PGT-A Yapılması Uygun mudur?

PGT-A kararının en zor olduğu hasta gruplarından biri, az sayıda embriyosu bulunan hastalardır.

Bir hastanın yalnızca bir blastokisti varsa PGT-A o embriyo için ek bilgi sağlayabilir. Ancak test, hastanın transfer seçeneklerini artırmaz. Tam tersine embriyonun anöploid, mozaik veya sonuç alınamayan kategoride raporlanması durumunda transfer süreci daha karmaşık hâle gelebilir.

Az Embriyo Sayısında Temel Klinik Soru Nedir?

Bu hasta grubunda şu iki yaklaşım karşılaştırılmalıdır:

  1. Embriyoyu biyopsi yapmadan transfer etmek,
  2. Biyopsi sonucuna göre transfer edip etmemeye karar vermek.

Az sayıda embriyosu bulunan hastada PGT-A’nın muhtemel yararı, anöploid bir embriyonun transferini ve bunun sonucunda oluşabilecek başarısız transferi veya gebelik kaybını önlemektir.

Muhtemel dezavantajı ise gebelik potansiyeli taşıyabilecek bir embriyonun:

  • Mozaik raporlanması,
  • Segmental anöploidi saptanması,
  • Teknik artefakt nedeniyle anormal değerlendirilmesi,
  • Sonuç alınamaması,
  • Biyopsi veya dondurma sürecinden etkilenmesi

sonucunda transfer dışı bırakılabilmesidir.

Oosit Sayısı ile Blastokist Sayısı Aynı Değildir

PGT-A planlanırken yalnızca toplanan yumurta sayısı dikkate alınmamalıdır. Her toplanan yumurta olgunlaşmaz, her olgun yumurta döllenmez ve her döllenmiş yumurta blastokist aşamasına ulaşmaz.

Örneğin beş yumurta toplanması, beş embriyonun biyopsi edileceği anlamına gelmez. Sürecin her aşamasında doğal bir azalma gerçekleşir:

  • Toplanan yumurta,
  • Olgun yumurta,
  • Döllenen yumurta,
  • Bölünme gösteren embriyo,
  • Blastokist,
  • Biyopsi sonucu alınan blastokist,
  • Öploid blastokist.

Bu nedenle PGT-A kararı yumurta toplama işleminden önce verilirken beklenen blastokist sayısı gerçekçi biçimde hesaplanmalıdır.

Azalmış Yumurtalık Rezervinde Karar

Düşük anti-Müllerian hormon düzeyi, düşük antral folikül sayısı veya önceki tedavilerde düşük yumurta yanıtı bulunan hastalarda öploid embriyo elde etmek için birden fazla yumurta toplama işlemi gerekebilir.

Bazı hastalarda embriyo havuzlama düşünülebilir. Ancak embriyo havuzlamanın her hastada zorunlu veya üstün bir yaklaşım olduğu söylenemez. Hastanın yaşı, maliyet, tedavi süresi, embriyoların gelişim özellikleri ve canlı doğum hedefi birlikte değerlendirilmelidir.

ASRM, azalmış yumurtalık rezervi bulunan hastalarda öploid embriyo elde edememe ve dolayısıyla transfer aşamasına ulaşamama ihtimalinin danışmanlık sırasında açıkça anlatılması gerektiğini vurgulamaktadır.

PGT-A Embriyo Seçimini ve Gebelik Sürecini Nasıl Etkileyebilir?

Embriyo seçimi geleneksel olarak morfolojik değerlendirmeye dayanır. Embriyologlar embriyonun gelişim hızını, hücresel yapısını, blastokist genişlemesini, iç hücre kitlesini ve trofektoderm görünümünü değerlendirir.

Ancak iyi görünen bir embriyo anöploid, daha düşük morfolojik kaliteye sahip bir embriyo ise öploid olabilir. PGT-A, morfolojik değerlendirmenin göremediği kromozom kopya sayısı hakkında ek bilgi sağlar.

Morfoloji ve PGT-A Birbirinin Alternatifi Değildir

Öploid olduğu raporlanan birden fazla embriyo bulunduğunda transfer sırası yine morfoloji, gelişim günü ve laboratuvar özelliklerine göre belirlenebilir.

Değerlendirilebilecek özellikler şunlardır:

  • Blastokistin beşinci, altıncı veya yedinci günde gelişmesi,
  • İç hücre kitlesinin yapısı,
  • Trofektoderm hücrelerinin görünümü,
  • Blastokist genişleme derecesi,
  • Dondurma ve çözme sonrası canlılık,
  • Embriyonun gelişim kinetiği.

PGT-A, morfolojik değerlendirmenin yerine geçen tek başına kusursuz bir test değildir. Embriyo seçimi çok boyutlu yapılmalıdır.

Öploid Embriyo Transferi Ne Sağlayabilir?

Öploid olarak raporlanan tek bir blastokistin transferinde, transfer başına gebelik olasılığı yaşa bağlı olarak test edilmemiş embriyolardaki kadar hızlı düşmeyebilir. Bunun nedeni ileri yaştaki hastalarda test öncesi düşük görünen başarı oranlarının önemli ölçüde anöploid embriyoların transfer edilmesinden kaynaklanmasıdır.

Ancak bu durum “ileri yaştaki her hasta öploid embriyo üretir” anlamına gelmez. Asıl güçlük, ileri yaşta öploid embriyoya ulaşabilmektir.

PGT-A sonuçları yalnızca transfer edilen embriyolar üzerinden incelendiğinde başarı oranları yüksek görünebilir. Fakat yumurta toplama işlemine başlayıp hiç öploid embriyo elde edemeyen hastalar hesaba katılmadığında sonuçlar olduğundan daha olumlu değerlendirilebilir.

Tek Embriyo Transferine Katkısı

Öploid olduğu raporlanan bir embriyonun transfer edilmesi, iki embriyo transfer etme ihtiyacını azaltabilir. Böylece çoğul gebelik, erken doğum, düşük doğum ağırlığı ve gebeliğe bağlı komplikasyonlar azaltılabilir.

Ancak çoğul gebeliği azaltmanın esas yöntemi tek embriyo transferidir. PGT-A yapılmadan da uygun hastalarda tek blastokist transferi uygulanabilir.

PGT-A Transfer Başarısını Artırırken Toplam Canlı Doğum Oranını Artırır mı?

PGT-A hakkındaki bilimsel tartışmaların en kritik noktası, “transfer başına başarı” ile “toplam canlı doğum oranı” arasındaki farktır.

Transfer Başına Canlı Doğum Oranı Nedir?

Transfer başına canlı doğum oranı, gerçekleştirilen her embriyo transferinden kaçının canlı doğumla sonuçlandığını gösterir.

Anöploid embriyolar transfer edilmediği için öploid embriyo transferlerinde bu oran daha yüksek olabilir.

Toplam Canlı Doğum Oranı Nedir?

Toplam canlı doğum oranı, tek bir yumurta toplama işleminden elde edilen tüm taze ve dondurulmuş embriyolar kullanıldığında en az bir canlı doğum elde edilme ihtimalidir.

Bu oran şu hastaları da kapsamalıdır:

  • Blastokist geliştiremeyenler,
  • Biyopsi yapılabilen embriyosu olmayanlar,
  • Öploid embriyosu bulunmayanlar,
  • Mozaik veya sonuç alınamayan embriyoları olanlar,
  • İlk transferi başarısız olanlar,
  • Sonraki transferlerle gebelik elde edenler.

Klinik açıdan hastanın asıl sorusu çoğunlukla “Bir transferde gebelik şansım nedir?” değil, “Bu yumurta toplama işleminden çocuk sahibi olma ihtimalim nedir?” sorusudur.

PGT-A Başarıyı Üretmez, Transferleri Sıralar

Bir hastanın üç embriyosundan yalnızca biri öploidse, PGT-A bu embriyonun ilk sırada transfer edilmesini sağlayabilir. Böylece iki başarısız transferden kaçınılabilir.

Ancak test yapılmadan üç embriyo sırayla transfer edildiğinde de aynı öploid embriyo sonunda canlı doğuma ulaşabilir. Bu senaryoda PGT-A:

  • Transfer sayısını azaltmış,
  • Gebeliğe ulaşma yolunu kısaltmış,
  • Anöploid transferleri önlemiş

olabilir; ancak toplam canlı doğum olasılığını artırmamış olabilir.

Geniş randomize kontrollü çalışmada PGT-A grubunda gebelik kaybı daha az olmasına rağmen toplam canlı doğum oranı konvansiyonel IVF grubundan daha yüksek bulunmamıştır. Konvansiyonel IVF’nin toplam canlı doğum bakımından PGT-A’dan daha düşük olmadığı gösterilmiştir.

Çalışmalar Neden Farklı Sonuçlar Verebilir?

PGT-A çalışmalarının sonuçları şu nedenlerle farklılaşabilir:

  • Hastaların yaş dağılımı,
  • Yumurtalık rezervi,
  • Başlangıçta mı yoksa blastokist oluştuktan sonra mı çalışmaya alındıkları,
  • Transfer başına mı yoksa yumurta toplama başına mı sonuç bildirildiği,
  • Mozaik embriyoların nasıl sınıflandırıldığı,
  • Kullanılan biyopsi ve genetik analiz yöntemi,
  • Laboratuvarın deneyimi,
  • Donmuş embriyo transfer protokolü,
  • Transfer edilmeyen embriyoların hesaba katılıp katılmadığı.

Özellikle yalnızca en az bir öploid embriyosu bulunan hastaların sonuçlarını incelemek, PGT-A grubunu yapay biçimde daha iyi prognozlu hâle getirebilir. Çünkü hiç öploid embriyosu bulunmayan hastalar transfer oranı hesaplamasına dâhil edilmez.

PGT-A Sonucu Normal Olan Bir Embriyo Neden Tutunmayabilir?

PGT-A sonucunda öploid olarak raporlanan bir embriyonun gebelikle sonuçlanması garanti değildir.

Bunun temel nedeni, PGT-A’nın embriyo ve gebelik sürecinin yalnızca bir bölümünü değerlendirmesidir. Test, trofektoderm biyopsisindeki kromozom kopya sayısını analiz eder; embriyonun bütün biyolojik kapasitesini ölçmez.

Kromozom Sayısının Normal Olması Embriyonun Tamamen Normal Olduğunu Göstermez

PGT-A şu durumların tamamını göstermez:

  • Tek gen mutasyonlarının çoğu,
  • Epigenetik bozukluklar,
  • Mitokondriyal işlev sorunları,
  • Gen ekspresyon bozuklukları,
  • Hücresel enerji üretimi,
  • Embriyonun metabolik kapasitesi,
  • Çok küçük DNA değişiklikleri,
  • Embriyo gelişimini etkileyen bütün yapısal sorunlar.

Dolayısıyla “öploid” raporu, incelenen kromozom kopya sayılarının testin algılama sınırları içinde normal olduğunu ifade eder. “Embriyo bütün yönleriyle kusursuzdur” anlamına gelmez.

Embriyo Biyopsisi Embriyonun Tamamını Temsil Etmeyebilir

Trofektodermden alınan birkaç hücre ile iç hücre kitlesindeki bütün hücrelerin aynı kromozomal yapıda olduğu varsayılır. Ancak embriyonik mozaiklik varsa biyopsi örneği embriyonun diğer bölümlerinden farklı olabilir.

Bu durumda:

  • Öploid örnek alınmış ancak embriyonun başka bölümünde anormal hücreler bulunuyor olabilir.
  • Mozaik sinyal teknik değişkenlikten kaynaklanabilir.
  • Anöploid raporlanan örnek embriyonun tamamını temsil etmeyebilir.

Bu biyolojik örnekleme problemi, PGT-A’nın yüzde 100 kesin tanı testi olarak kabul edilememesinin nedenlerinden biridir.

Rahim Kaynaklı Faktörler

Öploid bir embriyonun tutunabilmesi için endometriumun yapısal ve işlevsel olarak uygun olması gerekir.

Tutunmayı etkileyebilecek faktörler arasında şunlar yer alabilir:

  • Endometrial polip,
  • Rahim boşluğunu bozan miyom,
  • Rahim içi yapışıklık,
  • Septum gibi doğumsal anomaliler,
  • Hidrosalpinks,
  • Adenomyozis,
  • İleri endometriozis,
  • Endometriumun yetersiz gelişmesi,
  • Progesteron zamanlamasının uygun olmaması,
  • Kronik endometritin bazı klinik durumları.

Bununla birlikte her başarısız öploid embriyo transferinden sonra geniş ve kanıt düzeyi düşük test panelleri uygulanması doğru değildir. Değerlendirme hastanın öyküsüne ve klinik bulgularına göre planlanmalıdır.

Embriyo Transfer Tekniği

Embriyonun rahim içine yerleştirilmesi de tedavinin önemli bir aşamasıdır. Zor transfer, rahim ağzında kanama, rahim kasılmaları, kateterin uygun olmayan konumu veya teknik güçlükler sonucu etkileyebilir.

Olasılık Faktörü

Biyolojik süreçlerde yüzde 100 başarı bulunmaz. En iyi kalite ve öploid olarak raporlanan bir blastokistin bile her transferde tutunması beklenmez.

Bir transferin başarısız olması mutlaka gözden kaçmış ciddi bir hastalık bulunduğunu göstermez. Aynı hastada sonraki öploid embriyo transferinin canlı doğumla sonuçlanması mümkündür.

PGT-A’nın Sınırlılıkları, Mozaik Embriyolar ve Yanlış Sonuç Riski

PGT-A’nın klinik değeri kadar sınırlılıklarının da tedavi öncesinde açıkça konuşulması gerekir.

PGT-A Bir Tarama Testidir

PGT-A, embriyonun tamamının doğrudan kromozom analizini yapan kesin tanı testi değildir. Birkaç trofektoderm hücresinden alınan DNA üzerinden embriyonun kromozom durumu tahmin edilir.

ASRM, test öncesi danışmanlıkta şu ihtimallerin mutlaka ele alınmasını önermektedir:

  • Sonuç alınamaması,
  • Mozaik sonuç,
  • Segmental anöploidi,
  • Yanlış sınıflandırma,
  • Test yaptırmama seçeneği,
  • Anormal veya mozaik embriyoların saklanması ya da transferiyle ilgili merkez politikası.

Mozaik Embriyo Nedir?

Gerçek biyolojik mozaiklik, aynı embriyoda kromozom yapısı birbirinden farklı iki veya daha fazla hücre dizisinin bulunmasıdır.

Örneğin bazı hücrelerde iki adet 16. kromozom bulunurken bazı hücrelerde üç adet bulunması, teorik olarak mozaik trizomi 16 olarak tanımlanabilir.

Ancak PGT-A’da mozaiklik, hücrelerin tek tek incelenmesiyle gösterilmez. Biyopsi örneğindeki toplam DNA sinyalinde iki kromozom kopyası ile üç kromozom kopyası arasında bir değer görülmesi sonucu tahmin edilir.

Ara sinyale şu faktörler yol açabilir:

  • Gerçek embriyonik mozaiklik,
  • DNA çoğaltma yanlılığı,
  • Numune kontaminasyonu,
  • Teknik gürültü,
  • Biyopsi hücre sayısı,
  • Hücrenin bölünme aşaması,
  • Laboratuvar koşulları,
  • Kullanılan yazılımın eşik değerleri.

Bu nedenle “mozaik” raporu embriyodaki anormal hücre oranının kesin ölçümü olarak yorumlanmamalıdır.

Düşük ve Yüksek Düzey Mozaiklik

Bazı laboratuvarlar ara kromozom sinyalinin düzeyine göre embriyoları düşük düzey ve yüksek düzey mozaik olarak ayırır. Ancak kullanılan eşikler laboratuvarlar arasında değişebilir.

Aynı biyolojik örnek farklı analiz platformlarında veya farklı laboratuvar eşiklerinde farklı sınıflandırılabilir. Bu nedenle mozaik sonuçlar, raporu düzenleyen genetik laboratuvarın yöntemi bilinmeden yorumlanmamalıdır.

Mozaik Embriyolar Sağlıklı Doğumla Sonuçlanabilir mi?

Mozaik olarak raporlanan embriyoların transferinden sağlıklı canlı doğumlar bildirilmiştir. Bununla birlikte mozaik embriyo transferlerinde, öploid embriyo transferlerine kıyasla daha düşük tutunma veya canlı doğum ve daha yüksek gebelik kaybı oranları görülebilir. Sonuçlar mozaiğin tipi, kromozom, segmental veya tam kromozom tutulumu ve raporlama yöntemine göre değişebilir.

ESHRE, mozaik embriyoların otomatik olarak anöploid kabul edilip transfer dışı bırakılmaması gerektiğini; embriyo morfolojisi, mozaiklik düzeyi, genetik danışmanlık ve merkezin politikasıyla birlikte değerlendirilmesini önermektedir.

Yanlış Pozitif Sonuç Riski

Yanlış pozitiflik, gebelik potansiyeli taşıyan bir embriyonun anormal olarak raporlanması anlamına gelir.

Bu durum şu nedenlerle oluşabilir:

  • Biyopsi örneğinin embriyonun tamamını temsil etmemesi,
  • Teknik artefakt,
  • DNA çoğaltma hatası,
  • Segmental değişikliklerin yanlış yorumlanması,
  • Mozaiklik eşiklerinin farklı olması.

Yanlış pozitif sonuç, özellikle az sayıda embriyosu bulunan hastalarda klinik açıdan önemlidir. Çünkü başka embriyosu olmayan bir hastada potansiyel olarak canlı doğumla sonuçlanabilecek bir embriyo transfer dışı bırakılabilir.

ASRM, mozaik tanının doğruluğu, yanlış pozitiflik ve olası kendiliğinden düzelme mekanizmaları hakkındaki belirsizlikler nedeniyle sağlıklı doğumla sonuçlanabilecek embriyoların elenmesi konusunda kaygı bulunduğunu belirtmektedir.

Yanlış Negatif Sonuç Riski

Yanlış negatiflik, embriyonun öploid raporlanmasına rağmen embriyonun başka hücrelerinde kromozom bozukluğu bulunmasıdır.

Bu nedenle PGT-A yapılmış olması:

  • Gebelikte kromozom bozukluğu riskini sıfırlamaz,
  • Prenatal taramayı gereksiz hâle getirmez,
  • Gerektiğinde tanısal test ihtiyacını ortadan kaldırmaz.

Embriyo Biyopsisinin Riski

Deneyimli laboratuvarlarda trofektoderm biyopsisi genellikle güvenli kabul edilir. Ancak hiçbir laboratuvar işlemi tamamen risksiz değildir.

Muhtemel riskler şunlardır:

  • Embriyonun biyopsiden etkilenmesi,
  • Embriyonun dondurma ve çözme sürecinden etkilenmesi,
  • Yetersiz hücre alınması,
  • Sonuç alınamaması,
  • Tekrar biyopsi gereksinimi,
  • Embriyonun blastokist aşamasına ulaşmasını beklerken transfer şansının kaybedilmesi.

PGT-A’nın güvenliği ve başarısı, embriyoloji laboratuvarının deneyimi, biyopsi tekniği, vitrifikasyon başarısı ve genetik laboratuvarın kalite standartlarıyla yakından ilişkilidir. ASRM, randomize çalışmaların çoğunun biyopsi ve numune hazırlama konusunda yüksek deneyime sahip merkezlerde yapıldığını ve aynı sonuçların daha az deneyimli tüm merkezlere doğrudan genellenemeyebileceğini belirtmektedir.

PGT-A Sonrası Gebelikte Genetik Tarama ve Tanı Testleri Gerekli midir?

PGT-A sonucunda öploid embriyo transfer edilmesi, gebelikte prenatal genetik değerlendirmeyi gereksiz hâle getirmez.

PGT-A ile prenatal testler birbirinden farklı örnekleri, farklı gelişim dönemlerinde ve farklı yöntemlerle inceler.

PGT-A Neden Prenatal Tanının Yerini Tutmaz?

PGT-A’da birkaç trofektoderm hücresi incelenir. Gebelik oluştuktan sonra ise plasenta veya fetüse ilişkin farklı örnekler değerlendirilir.

Testler arasında şu farklar bulunur:

  • PGT-A embriyo transferinden önce yapılır.
  • Hücre dışı DNA testi anne kanındaki plasenta kaynaklı DNA parçalarını değerlendirir.
  • Koryon villus örneklemesi plasentadan örnek alır.
  • Amniyosentez amniyon sıvısındaki fetal hücreleri inceler.
  • Ayrıntılı ultrasonografi yapısal fetal gelişimi değerlendirir.

PGT-A’nın yanlış pozitif ve yanlış negatif sonuç ihtimali bulunduğu için gebelik sırasında uygun prenatal danışmanlık verilmelidir.

Tarama Testi ile Tanı Testi Arasındaki Fark

Gebelikte kullanılan hücre dışı DNA testi, ikili tarama ve bazı ultrasonografik değerlendirmeler tarama testleridir. Risk hesaplar ancak kesin tanı koymaz.

Koryon villus örneklemesi ve amniyosentez ise invaziv tanısal testlerdir. Bu testler daha doğrudan kromozom analizi sağlar ancak işleme bağlı düşük de dâhil olmak üzere sınırlı riskler taşır.

Hangi testin uygun olduğu şu faktörlere göre belirlenir:

  • Kadın yaşı,
  • PGT-A sonucu,
  • Mozaik embriyo transfer edilip edilmediği,
  • Aile öyküsü,
  • Ultrasonografi bulguları,
  • Prenatal tarama sonuçları,
  • Çiftin kesinlik beklentisi,
  • İnvaziv işleme yaklaşımı.

Mozaik Embriyo Transferinden Sonra Değerlendirme

Mozaik embriyo transferi sonrasında gebelik oluşursa prenatal genetik danışmanlık özellikle önemlidir.

Yalnızca hücre dışı DNA taraması, embriyoda bildirilen mozaikliği kesin olarak doğrulamak veya dışlamak için yeterli olmayabilir. Koryon villus örneklemesi plasentayı değerlendirdiği için plasentaya sınırlı mozaiklik durumunda yorum güçlüğü oluşabilir. Bazı klinik durumlarda amniyosentez, fetüsün kromozom durumunu değerlendirme açısından daha doğrudan bilgi sağlayabilir.

Ancak prenatal test seçimi, mozaikliğin türüne ve ilgili kromozoma göre tıbbi genetik uzmanıyla birlikte planlanmalıdır.

PGT-A Kararı Hastaya Özel Olarak Nasıl Verilmelidir?

PGT-A kararı, yalnızca kadın yaşına veya daha önce başarısız bir transfer yaşanmasına göre otomatik olarak verilmemelidir.

Klinik karar süreci üç temel soruya dayanmalıdır:

  1. Hastada embriyo anöploidisi riski ne kadar yüksektir?
  2. Hastanın biyopsiye uygun kaç blastokist geliştirmesi beklenmektedir?
  3. PGT-A sonucunun tedavi planını gerçekten değiştirme ihtimali var mıdır?

Kadın Yaşı

Kadın yaşı, embriyo anöploidisiyle ilişkili en güçlü klinik faktörlerden biridir. Ancak takvim yaşı tek başına karar vermek için yeterli değildir.

Yumurtalık Rezervi

Anti-Müllerian hormon düzeyi ve antral folikül sayısı, hastanın uyarıya verebileceği yanıt hakkında bilgi sağlayabilir. Ancak bu testler tek başına yumurta kalitesini veya öploid embriyo elde etme ihtimalini kesin olarak göstermez.

Beklenen Blastokist Sayısı

PGT-A’dan yararlanabilmek için biyopsiye ulaşan embriyo bulunması gerekir. Beklenen blastokist sayısı düşükse testin transfer sıralamasına sağlayacağı katkı sınırlı olabilir.

Önceki Tedavi Öyküsü

Şu bilgiler birlikte değerlendirilmelidir:

  • Önceki yumurta sayıları,
  • Olgunlaşma oranları,
  • Döllenme oranları,
  • Blastokist gelişimi,
  • Embriyo kalitesi,
  • Önceki PGT-A sonuçları,
  • Gebelik kayıplarının kromozom analizi,
  • Önceki transferlerin niteliği.

Örneğin önceki düşük materyalinde anöploidi gösterilmiş olmasıyla, nedeni bilinmeyen tek bir başarısız transfer aynı biçimde değerlendirilmemelidir.

Erkek Faktörü

Sperm sayısı, hareketi ve morfolojisi embriyo gelişimini etkileyebilir. Ancak yalnızca erkek faktörü bulunduğu için her hastaya rutin PGT-A yapılmasının canlı doğum oranını artırdığı kanıtlanmış değildir.

Şiddetli erkek faktörü, tekrarlayan döllenme veya embriyo gelişim sorunları ve aile öyküsü varsa erkek üreme sağlığı ve gerektiğinde genetik değerlendirme ayrıca planlanmalıdır.

Ailede Kalıtsal Hastalık Öyküsü

Ailede bilinen tek gen hastalığı veya çiftlerden birinde kromozomal yapısal düzenlenme varsa yalnızca PGT-A yeterli olmayabilir.

Bu durumlarda:

  • Tek gen hastalıkları için PGT-M,
  • Dengeli translokasyon veya inversiyon gibi yapısal kromozom düzenlenmeleri için PGT-SR

gündeme gelebilir.

PGT-A, PGT-M ve PGT-SR birbirinin yerine kullanılan testler değildir.

Hastanın Aile Planı

Bir çocuk isteyen hastayla birden fazla çocuk isteyen hastanın embriyo planlaması aynı olmayabilir.

Özellikle ileri yaşta ikinci veya üçüncü çocuk isteyen hastalarda mevcut öploid embriyo sayısının bilinmesi, yeni yumurta toplama işleminin ertelenip ertelenmemesi açısından planlama sağlayabilir.

Finansal ve Psikolojik Yük

PGT-A’nın ek maliyeti, embriyo biyopsisi, genetik analiz, dondurma ve daha sonra yapılacak donmuş embriyo transferiyle birlikte değerlendirilmelidir.

Ayrıca test sonucunda öploid embriyo bulunmaması, mozaik sonuç veya transfer edilecek embriyo konusunda kararsızlık hastalar için önemli psikolojik yük oluşturabilir.

Laboratuvar Deneyimi

PGT-A’nın sonucu yalnızca kullanılan cihazın teknolojisine bağlı değildir. Biyopsiyi yapan embriyolog, dondurma ve çözme süreçleri, numune taşınması, genetik laboratuvarın doğrulama standartları ve raporlama eşikleri sonucu etkileyebilir.

Hastalar test öncesinde şu sorular hakkında bilgi almalıdır:

  • Biyopsi hangi gelişim gününde yapılmaktadır?
  • Kaç hücre alınmaktadır?
  • Hangi genetik analiz yöntemi kullanılmaktadır?
  • Mozaiklik hangi eşiklerle raporlanmaktadır?
  • Sonuç alınamazsa nasıl bir yol izlenmektedir?
  • Yeniden biyopsi yapılabilir mi?
  • Mozaik embriyolar transfer ediliyor mu?
  • Anöploid embriyoların saklanma politikası nedir?
  • Genetik danışmanlık sağlanıyor mu?

Bilgilendirilmiş Karar Nasıl Olmalıdır?

PGT-A önerilen hastaya yalnızca testin muhtemel avantajları değil, şu bilgiler de açıkça anlatılmalıdır:

  • PGT-A’nın canlı doğumu garanti etmediği,
  • Her hastada toplam canlı doğum oranını artırmadığı,
  • Transfer başına başarı ile toplam başarı arasındaki fark,
  • Test sonucunda transfer edilebilir embriyo kalmayabileceği,
  • Mozaik sonuç ihtimali,
  • Yanlış sınıflandırma riski,
  • Biyopsi ve dondurma gereksinimi,
  • Gebelikte prenatal testlerin devam edeceği,
  • PGT-A yaptırmamanın da geçerli bir seçenek olduğu.

ASRM, PGT-A’nın olası faydalarının yanında no-result, mozaiklik, segmental anöploidi, yanlış tanı ve test yaptırmama seçeneğinin danışmanlıkta yer alması gerektiğini vurgulamaktadır.

PGT-A Her Hastaya Değil, Doğru Hastaya Doğru Amaçla Uygulanmalıdır

PGT-A, tüp bebek tedavisinde embriyo seçimini destekleyebilen değerli bir teknolojidir. Özellikle ileri kadın yaşı, yüksek anöploidi riski ve çok sayıda blastokist varlığında transfer sıralamasına katkı sağlayabilir. Bazı hastalarda başarısız transferleri veya anöploid gebelikleri azaltabilir.

Bununla birlikte PGT-A:

  • Embriyo üretmez,
  • Yumurta kalitesini artırmaz,
  • Anöploidiyi tedavi etmez,
  • Öploid embriyonun tutunmasını garanti etmez,
  • Her hastada toplam canlı doğum oranını artırmaz,
  • Gebelikte prenatal testlerin yerine geçmez.

Az sayıda embriyosu bulunan hastalarda, düşük yumurtalık rezervinde, genç ve iyi prognozlu çiftlerde veya donör yumurta tedavilerinde rutin kullanımın yararı özellikle dikkatli değerlendirilmelidir.

PGT-A kararında doğru soru “Bu test teknolojik olarak yapılabilir mi?” değil, “Bu test bu hastanın tedavi sonucunu anlamlı biçimde değiştirebilir mi?” olmalıdır.

Hastanın yaşı, yumurtalık rezervi, beklenen embriyo sayısı, önceki tedavileri, düşük öyküsü, aile planı, finansal koşulları ve genetik sonuçlara yaklaşımı birlikte ele alınmalıdır. Böylece PGT-A, her hastaya otomatik olarak eklenen bir işlem olmaktan çıkar ve doğru klinik soruya yanıt veren kişiye özel bir karar aracına dönüşür.

Sorumluluk Reddi: Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Kişiye özel tanı, tedavi veya PGT-A önerisi niteliği taşımaz. Tüp bebek tedavisi ve embriyo genetik testi kararı; kadın hastalıkları ve doğum uzmanı, embriyoloji laboratuvarı ve gerekli durumlarda tıbbi genetik uzmanının değerlendirmesiyle verilmelidir.