Sizi Dinliyoruz

(0352) 221 35 25
0 542 550 51 98

Saat
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam22
Toplam Ziyaret40739
Ercan Mustafa AYGEN

Sezaryen Skar Gebelikleri

Sezaryen Skar Gebelikleri

 

Sezaryen skar gebelikleri sezaryenlerin uzun süreli komplikasyonlarından biri olup sıklığı tüm gebelikler içinde  %0,15’tir. Bu durum erken tanınmaz ve tedavi edilmezse hayatı tehdit eden sorunlara yol açabilmektedir. Sezaryen skar gebeliği gebelik büyüdükçe kontrol altına alınamayan yaşamı tehdit eden  kanamalara, rahim yırtılmalarına neden olarak rahimin alınması ve gebelik kaybına yol açabilir. Ultrasonografi (USG) hastalığın tanısında gebeliğin ilk üç ayında önemli bir tanı aracıdır. Gebelik kesesi (GS) rahim kas tabakası ile mesane arasında izlenir. Hastanın başvuru şikâyetleri karın ağrısı ve/veya vajinal kanama olabileceği gibi hiçbir bulguda vermeyebilir ve olağan takipler sırasında fark edilir. Skar gebeliğinin servikal, servikoistmik gebelikler ve düşüklerden ayırıcı tanısının yapılması önemlidir

Transvajinal USG’de aşağıdaki kriterlerle tanı konulur.

Boş uterin kavite, endometriyum net olarak görülmeli,

Boş servikal kanal,

Rahimin  usg  görüntüsünde rahim ön duvarında alt segmentle mesane arasında sezaryen kesisine yerleşmiş gebelik kesesi görüntüsü

 

Tedavi

Tedavide Küretaji histeroskopi, sistemik ilaç uygulamaları, balon uygulaması gibi çok çeşitli yöntemler olmakla birlikte günümüzde en güvenli ve en sık uygulanan yöntem  direkt gebelik  kesesi içine ilaç  uygulamalarıdır. Uygulamadan sonra hastadaki  β-hCG düzeyleri yakından takip edilerek problemin sorunsuz bir şekilde ortadan kaldırıldığı gösterilmelidir. Bazı durumlarda tek seferlik uygulama tedavi için yeterli olmayabilmekte, hastaya küretaj histeroskopi gibi ek girişimlerinde yapılması gerekebilmektedir. Bu ek girişimler sırasında çok ciddi kanama riskiyle karşılaşılabileceği akıldan çıkarılmamalı ona göre önlemler alınmalıdır.

Sonuç olarak sezaryen skar gebelikleri yaşamı tehdit eden bir klinik tablodur. Fakat zamanında konan tanı ve tanı sonrası uygun girişimler ile sorunsuz halledilebilecek bir durumdur